BARIŞ, ADLİ YIL VE AV MEVSİMİ

HomeAnasayfaUfuk Kekül'ün Köşe Yazıları

BARIŞ, ADLİ YIL VE AV MEVSİMİ

Eylül güzel bir aydır. İyi şeylerin azaldığı kötü ve kötünün yüceltildiği, erdem, ahlak, yozlaşma ve çürümenin ileri boyutlara ulaştığı bir dönemde

GİRESUN KENT KONSEYİ OTİZM MECLİSİ OLUŞTURUYOR
Bakan Tekin: “Eğitimin her alanında Giresun’un yanındayız”
Giresunlular 2025’de hastalıklarla boğuştu. Veriler ürpertici…

Eylül güzel bir aydır.

İyi şeylerin azaldığı kötü ve kötünün yüceltildiği, erdem, ahlak, yozlaşma ve çürümenin ileri boyutlara ulaştığı bir dönemden geçiyoruz. Savaşlar, sömürüler, ölümler, zulümler, açlık, doğa tahribatları…

Zavallı dünyamız kötü yöneticilerin yönetiminde acı çekiyor.

Bizim ülkemizin Sonbaharı, ille de renklerin ana yurdu  Giresun  bir başka güzeldir bugünlerde… Rüzgar başka eser, masum, yumuşak dokunuşlarla gezer doğada. Yüzlerimizi okşar. Güneşin rengi değişir. Sarı yürür kentlerden dağlara doğru, kızıllıklar sürerek yeşili değiştirir, bir ressam titizliğiyle boyar.

Bu ay insan yanı kalanlara çok iyi gelir. Çünkü yıpranan duyguları, düşüncüleri onarır. Kendi yüreğine, aklına daha bir yakınlaşır insan. Şiire, sanata, edebiyata, şarkılara kıyılaşır.

Islık çalma ayıdır Eylül…Soluğunuzu doldurun melodilerle…

Ben Eylül’ün ilk günlerinde Ankara’dayım.

Bu topraklar Hititlerden Friglere, Selçuklulardan Osmanlıya birçok medeniyete ev sahipliği yaptı, millî mücadelenin karargahı , Cumhuriyetimizin başkenti oldu. Sarı bir bozkırın ortasında bir kasaba iken Atatürk’ün öncülüğünde bir devlet yönetim merkezine dönüştü. O’nun titizliğiyle başlayan, daha sonra da süren yeşillendirme çalışmalarının izlerini bugün görüyoruz.

Biz Giresun’a diyoruz ama bence Ankara Yeşil unvanını daha çok hakediyor. Kamu kurumlarının, hastaneler, üniversitelerin, komutanlıkların çoğu yeşil alan içinde, TBMM, Genel Kurmay, Çankaya, Kurtuluş Parkı, parklar, bahçeler, çevre düzenlemesi ve mimari projelerle yapılmış konutlar ve eski dokunun korunduğu benim bulunduğum yer Bahçelievler çeşit çeşit ağaç türleriyle kuşatılmış durumda. Sanki bir ormanın içindesiniz.
Belediyeler hizmetin merkezine rantı değil, insanı koymalı. İnsanın en çok ihtiyaç duyduğu şey olan yeşil alanlar asla ranta açılmamalı. 

Ve komşumuz Anıtkabir, Barış Ormanı… 630 bin metrekarelik alanda 24 ülkeden getirilen 2595 ağaç ve  Türkiye’nin çeşitli illerinden getirilen 50 bin fidan, ağaç, toprak, bitki ile başkentin akciğeri gibi soluk alıp veriyor.
Atatürk ebedi istiratgahında, yeryüzü cennetinde uyuyor. 

Severim bu şehrin Eylül’ünü.

Hoş geldin Eylül, bize iyi gel…

1 Eylül Barış Günü adıyla kutlanır. Barış sadece savaşın karşıtı değil. Pek çok anlam içeriyor. Hoşgörü, tahammül, insanların birbirine olan saygısı, sevgisi…Bir toplumsal iklimdir barış. Sömürüsüz,savaşsız, kansız, acısız, insan kardeşlerimizin mutlu ve sevgi, refah içinde yaşayacağı güzel bir dünya diliyorum.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi elbette; “Yurtta Barış, Dünyada Barış”tan yana olacağız.

Ama baskı, zülüm, işkenceden, yoksulluktan, adaletsizlikten, eğitimsizlikten, cahillikten, sağlıksız beslenme, barınmadan, cocuk ve kadın cinayetlerinden, kirlenen doğa ve çevreden, savaşlardan ve daha pek çok musibetten kurtulmak, dünyayı ve Türkiye’yi güzelleştirmek için, akıl, bilgi ve bilimin önderliğinde savaşacağız.

Bugün ayrıca Yeni Adli Yıl başladı.  Bütün hukukçu dostlarımın, hak, hukuk ve adaletten yana olanların,adaletsizliğe karşı çıkanların adli yılını kutluyorum.

Hazreti Ali’nin dediği gibi;”devletin dini adalettir”. Devlet ondan uzaklaştıkça bütün erdemlerden uzaklaşırız. Adaletsizlik kaos yaratır.

Sistem çürür, çöker. Hukuk sadece adliye binaları içindeki savcı, hakim, avukat ve mübaşirden ibaret değil. Bir toplumsal düzeninin adıdır. Hukkun bütün kurum ve kurallarıyla işlediği,herkesin hukuktan nasibini aldığı bir Türkiye’yi yeniden inşa etmeliyiz. Anayasamızı ilk maddelerine dokunmadan ama taleplere, beklentilere, eksiklikler göre yeniden düzenlemeliyiz. Siyasi partiler yasası YÖK mutlaka değişmelidir. 
Ülkemizin en sorunlu alanı hukuk. Bu kuruma olan güveni ille de bağımsızlık artıracaktır.

Ve balıkçı kardeşlerimiz deniz emekçileri…

Emek en yüce değerdir, ama deniz emekçilerinin ki daha da bir değerlidir. Onlaün gece ‘vira bismillah’deyip denize açıldılar.Onlara rastgele..Ağları balıkla dolsun, halkımız balık gibi en önemli protein kaynağını ucuza yiyebilsin.

Eylülümüz güzel olsun.

COMMENTS

WORDPRESS: 0
DISQUS: