Makinalar düşünür mü?.. Bu soruyu en net biçimde soran Allan Turring’dir. Modern bilgisayar biliminin kurucularından biri kabul edilen İngiliz mate
Makinalar düşünür mü?..
Bu soruyu en net biçimde soran Allan Turring’dir. Modern bilgisayar biliminin kurucularından biri kabul edilen İngiliz matematikçi, mantıkçı ve kriptolog, Turing, yapay zekâ ve algoritma kavramlarının temellerini atan isimlerden biridir. 2.Dünya Savaşında Almanların savaş ve strateji içeren Enigma şifrelerini bir makinaya yükleyerek çözmesiyle tanınıyor.
Turing makina öğrenmesi içeren o soruyu sorduğunda ona pek çok eleştiri yöneltildi. Bunlardan birisi de; “makinalar yalnızca programlandıkları şeyi yapar, özgün düşünemezler” şeklinde idi. Turing’in buna cevabı “insanlar da öğrenme yoluyla davranış geliştirir. Bir makine öğrenebilecek şekilde programlanabilir.” şeklinde oldu.
Alan Turing, yıllar sonra haklı çıktı. Aslında O’nun kastettiği; oluşturulmuş, hafızası olan, öğrenebilen, içerik üreten, sorulara cevap veren bir yapay zekaydı. Hatta ‘Turing testi’ ile bir makina ile insanın ayırdedilemez olduğunu, makinanın insan gibi cevaplar verebileceğini kanıtladı.
Yıllar sonra makinalar düşündü… Öğrendi, hatta adaptasyon yoluyla davranışlar geliştirdi. Buna örnek; ALPHAGO Algoritmasıdır.
* * *
Go, yaklaşık 2500 yıllık bir Çin kaynaklı ama geniş bir coğrafyada oynanan dünyanın kültürel değeri en yüksek eski bir strateji oyunudur. Siyah ve beyaz taşlarla oynanır. Amaç, oyun tahtasında rakibinden daha fazla alanı kontrol etmek ve üstünlük sağlamaktır. Satrançtan çok daha fazla hamle ihtimali vardır. Go oyuncuları strateji, sezgi ve uzun vadeli hedef planlaması yapan özelliklere sahiptir.
Go, insan zekâsını ölçen en karmaşık oyunlardan biri kabul edildiği için yapay zekâ araştırmalarında önemli bir test alanı olmuştur.
Bu oyun dijital ortama taşınırsa, algoritmik bir yapay zeka programıyla insan bu oyunu oynarsa, kim kazanır? Bu soruyu Google kendine sordu. Şirketin bir yan kuruluşu olan DeepMind ekibi tarafından Alphago isimli bir yapay zeka programı geliştirildi.
Sistemin çalışma prensibi üç ana teknolojik unsur üzerine inşa edildi: Bileşen,işlev, derin öğrenme (Deep Learning)…
Bu unsurlarla Alpago’nun; milyonlarca oyunu inceleyerek stratejik yapıları kavrama, takviyeli öğrenme,kendi kendine oynayarak ve deneyimleyerek performansını geliştirme, sinir ağları ile örüntü analizi, hamlelerin neden güçlü olduğunu analiz etme ve sezgisel benzeri sonuçlar üretme özellikleri kazanmasını sağlandı.
Programla Go oyunun dünya şampiyonu, yenilmez Lee Sedol 2016 yılında karşılaştı. Ancak Alphago Sedol’u 4-1 yendi. Özellikle maçın 37. hamlesi, uzmanlarca “insansı olmayan ama dahiyane” “yaratıcılık paradigması” olarak tanımlanmış ve makinelerin yaratıcılık kapasitesine dair tartışmaları başlatmıştır. Bu hamle mantık ötesi, yapılmaması gereken bir hatalı hamle, 10 binde bir olasılıkla yapılacak bir hamledir. Ama Alpahago 100 hamle sonrasını görerek bunu yapmıştır.
Yapay zekanın bir insanı yenme zaferi Asya toplumlarında Go oyununun taşıdığı derin kültürel anlam nedeniyle “insan zekâsının sembolik yenilgisi” olarak kodlandı. Ancak bu zafer tarihi bir dönüm noktası, veri bilimi çağı olarak adlandırdığımı bu çağın en önemli teknoloji devrimidir.
Çünkü AlphGo, bu oyunla sadece komut takip eden, veriler tarayarak çıktı üreten bir yapay zeka programı olmadığını, yapay zekanın insan sezgisini taklit eden yaratıcı ve stratejik kararlar verebildiğini, düşünceden düşünceye geçerek yeni düşünceler ve anlamlar üretebildiğini kanıtlamıştır.
Aslında insanı yenen insanın yaptığı yapay zeka sistemi AlphGo’nun başarısını temelinde yatan, Turing’in bahsettiği derin öğrenme teknolojisidir. Bu teknolojik gelişme ile birlikte insan-makine ilişkisi yeniden tanımlanmış ve yapay zekanın toplumsal karar alma süreçlerini kökten değişeceği, öğrenen sistemler çağının başladığı değerlendirmeleri yapılmıştır.
Özellikle insana karşı algoritmik üstünlük yarışı ve insan emeğinin geleceği gibi başlıklar, medya ve iletişim dünyasında geniş yankı bulmuştur.
Bu bağlamda şu başlıklar kritik birer tartışma alanı haline gelmiştir:
– Haber seçimlerinin algoritmalar tarafından yapılması durumunda gazetecilik özerkliğinin korunup korunamayacağı.
-Editoryal bağımsızlığın ortadan kalkacağı, yapay zeka editörlerinin haber üretim ve yayım sürecinde etkin olacağı
– Yapay zekâ sistemlerinin içerik üreticileri tarafından toplumsal kutuplaşmayı artırma veya kamuoyunu manipüle etme potansiyeli.
-Sosyal medya algoritmalarının ve üretken yapay zekâ araçlarının toplumsal bilgi akışını nasıl dönüştürdüğü.
Sonuç olarak AlphaGo; insan-makine etkileşiminin, işbirliği ve rekabetinin geleceğin teknoloji paradigmasını yeniden şekillendiren simgesel bir eşik olarak görülmelidir. Yapay zekanın bilinç sahibi olmasa da, veri üzerinden öngörü üretme kapasitesi, insan sezgisine çok yakın sonuçlar doğurması, sergilediği performans, “yaratıcılığın yalnızca insana mı ait olduğu” sorusunu sanat, eğitim ve medya gibi alanların merkezine yerleştirmiştir.
Bu süreci anlatan Alphago belgeselini mutlaka izlemenizi öneririm.
Bana göre…Algoritmalar ve yapay zeka teknolojilerinin geliştikçe dünyanın nereye evrileceğini düşündüren, her şeyin makinalar tarafından düşünüldüğü, karar verme süreçlerinde insanın olmadığı, hatta insanın düşünce sisteminin yeniden oluşturulduğu ‘transhumanist toplum’ düzenine doğru mu gidiyoruz sorusunu sorduran, distopik kaygılar duyduran bir belgesel…
Teknolojik iyimserler, karamsarlar ve teknolojiye eleştirel yaklaşanların uzlaşması zor. Alphago bu uzlaşmaz çelişkiyi biraz daha derinleştiriyor. Ama bilinen ve olan şu ki; Algoritmaların insanı tanımladığı, karakter analizleri yaptığı ve buna uygun üretimlerle zihinleri kontrol ettiği bir gerçek. Neyi, nasıl düşüneceğimize, neleri tartışacağımıza, hangi kararlar alacağımıza, neleri tüketeciğimize, hangi haber içeriklerine bakacağımıza, siyasal tercihlerimize ve daha pek çok şeye onlar karar veriyor. Dünyanın yeni efendileri; algoritmaları elinde bulunduranlar…Algöritmik iktidar sahipleri…
Çağımızın tarihi veri bilimi ve yapay zeka ve algoritmalarla yazılıyor…
Not: Yazı, Tirebolu İletişim Fakültesi Yeni Medya Çağında Algoritmalar ve Veri Bilimi(Dr.Öğr.Üyesi Ali Karakaya) dersi sunumumdur. Görsel yapay zeka üretimidir.


COMMENTS