Yaşasın Tiyatro

HomeUfuk Kekül'ün Köşe YazılarıAnasayfa

Yaşasın Tiyatro

Tiyatro, ellerini toprağın karnına geçirip doğrulan ilk insandan bu yana insanın insanlaşmasına, bir düşünce taşımasına, acıma, vicdan, sevgi, öfke,

EKREM İMAMOĞLU NECMİ SIBIÇ’LA BULANCAK’A MESAJ YOLLADI
GİRESUN’DA ULUSAL EĞİTİM PANELİ YAPILACAK
Giresun’da eşini bıçaklayan kişi aranıyor

Tiyatro, ellerini toprağın karnına geçirip doğrulan ilk insandan bu yana insanın insanlaşmasına, bir düşünce taşımasına, acıma, vicdan, sevgi, öfke, kin, kötülük, iyilik, inanç  gibi duygulara sahip olmasına; yani evrimleşmesine katkı sağlayan en önemli sanattır.

Heykel, resim, mimari, müzik gibi bütün sanatları, edebiyat, tarih, felsefe, psikoloji, arkeoloji, antropoloji gibi ana bilim dallarını içinde barındırmıştır.

Tiyatro bazen konuşamayan insana dil, iletişim aracı, bazen kültürleri oluşturma, yaşatma ve aktarma işlevi üstlenmiş, bazen de tanrılara, doğa üstü güçlere, soylu kişilere, erki temsil edenlere inanılmasını özendirerek, kurulu düzenler oluşmasını, toplumsallaşmayı hızlandırmıştır.

Tüm bunları yaparken asla hayatı, düzenleri, kurumları sorgulamaktan, eleştirip yargılamaktan geri durmamış, hep muhalif,  devrimci ve özgür bir ruh taşımıştır.  Toplumu iyiden güzelden yana değiştirme, dönüştürme görev sorumluluğunu da hiç  unutmamıştır.

Bu nedenlerle ondan hep korkulmuş, onu yapanlara baskılar, sansürler, tehditler, yokluk ve yoksunluklarla bedeller ödettirilmiştir. 

Ancak tiyatrocular hiç yılmamış ve tiyatronun ışığını ve perdesini hep açık tutmuşlardır. 

Giresun her dönemde Anadolu’nun kültür ve sanat merkezidir. Tiyatro sanatı bu topraklarda hep var oldu. 1900’lerde gayrimüslüm vatandaşların 5-6 tiyatrosu olduğu söylenir, ünlü sanatçı Raşit Rıza’nın eşi  Suzan hanımın ilk müslüman kadın sanatçı olarak Giresun’da sahneye çıktığını yazar tiyatro tarihçileri. 

Çok sesli müzik guruplarını, orkestları demiyorum ama parklarında tiyatro yapılan, şiirler, okunan bir kenttir burası.  

Bu  anlamlı günde vefa duygularım elvermedi…. Giresun tiyatrosu sanatına emek verenleri, Cumhuriyet döneminin aydınlanmacıları Halkevi oyuncularını, Akınspor, Beşiktaş ve diğer amatör spor kulüplerinin, demokratik kitle örgütlerinin tiyatro topluluklarını, GİLT’i saygıyla anıyor ve yürekten selamlıyorum.

Giresun tiyatro tarihinde adları olan Şakir Yenal, Muzaffer Uzun, Salih Üstündağ, Fethiye Uzuner, Eray Aktaş, Mete Akın ve 11 yıl önce bugün toprağa verdiğimiz ustam Sema Yazıcıoğlu’nu da saygıyla, rahmetle anıyorum. 

1980 darbe yıllarında Ölü Kentin Nabzını çalıştığımız arkadaşlarımı, cezaevinde kurduğumuz tiyatroyu, 72. koğuş oyuncularını….

Giresun Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nu 1988’de yeniden kuran ve ilk oyunlarından birini yöneten,  yaşayan son yönetmen ve bir gazeteci olarak satırlarla da olsa onları anmak bana düşüyor; kimse silemez, unutturamaz, tarihten kaçıramaz o süreci..Birlikte yola çıktığımız Vahit Sütlaş’ı, Fevzi Beyazıtoğlu’nu, Mustafa Dağ’ı, bizi bir araya getiren dönemin Belediye Başkanları Mehmet Larçın, Mehmet Işık’ı, bugün bu  şehrin bir tiyatrosu olmasını sağlayanları, 1989-90 arasındaki ilk oyunlarımızın; Derya Gülü, Bay Biderman ve Kundakçılar, Bozuk Düzen, Kardeş Payı,Deli, Yarın Cumartesi oyunlarının oyuncularını…Ki o kadar çoklar ki, ebediyete intikal edenleri saygıyla anıyorum. Ruhları şad olsun. Yaşayanlara, Ahmet Yamak, Zeki Uçak, Şaban Karakaya ve diğer büyüklerimize selam olsun…

 Giresun’un ilk özel tiyatrosu 1990 yılında Giresun Sanat Tiyatrosu’nu birlikte kurduğumuz,  Vahit abiyi buraya bir kez daha yazıyorum, o tiyatronun oynadığı ilk oyun olan müzikal, Batakhane Güzeli oyuncularını da unutmuyorum.

Bu sanata oyuncu, yönetmen, sahne işçisi olarak 27 yılını vermiş, bedelini pek çok şeyle ve de gençliği ile ödemiş birisi olarak, bir kez daha bilinçle inançla, Dünya Tiyatrolar Günü’nü kutluyorum.  Yaşasın Tiyatro… 

*

COMMENTS

WORDPRESS: 0
DISQUS: 0