‘Mutlak Butlan’ kararı CHP’yi sadece 2014 kurultayı öncesine değil, bambaşka bir parti kimliğine dönüştürdü. Bu yeni kimliğin mimarı sayın Kemal Kılıç
‘Mutlak Butlan’ kararı CHP’yi sadece 2014 kurultayı öncesine değil, bambaşka bir parti kimliğine dönüştürdü. Bu yeni kimliğin mimarı sayın Kemal Kılıçdaroğludur.
O, sadece kurultay yenileme olarak nitelendirilmesi gereken bir mahkeme kararının kendisine verdiği görevlendirme yetkisinin sınırlarını, kapsamını genişletti.
Kurultay dışında her şeyi yapıyor. Kendisinden sonra yeni olan, değişen ne varsa eski haline getiriyor.
CHP’nin ana muhalefet özelliğini, vasfını, kitle partisi niteliğini, tüm toplumsal, ekonomik,sosyal, siyasal sorunları dile getirme, sahip çıkma özelliğini, iktidar alternatifliğini ve geçmişini, kültürünü, adeta hükmü şahsiyetini yok etti.
Ama en önemli vuruşu; partinin yönetim yapısını, seçilmiş genel başkanını, cumhurbaşkanı adayını, milletvekillerini, belediye başkanlarını, il-ilçe örgütlerini tasviye etme eylemine kalkışmasıydı.
Bunda da başarılı oldu. ‘Arınma’ başlıklı bir ‘ayıklama’ politikasıyla güya yeni bir CHP yarattı. Parti binası, hatta makamının dışındaki her alan kirliydi ve temizlenmesi gerekiyordu. Bu temizleyici de oydu.
Böylece ‘Butlancılar’, ‘Özelciler’ diye iki başlı paralel, birbirine alternatif bir yapı kuruldu.
Şimdi CHP bir yol ayrımında, kendi içinden yeni bir parti çıkarıyor. Muhtemelen bu ay sonuna doğru yeni bir parti kurulmuş olacak.
Yeni Parti başarılı olacak mı, Kılıçdaroğlu’nun CHP’sinin yerine geçerek, onun alternatifi, bir güç dengesi olacak mı, bunu zaman gösterecek. Ama az çok siyasi analiz yapma yeteneğim, CHP’yi tanıma özelliğim ben de şu öngörüyü oluşturuyor: CHP’den öyle beklendiği gibi çok büyük kopuşlar, sarsıcı kitlesel katılımlar olmayacak. Eski yeni milletvekillerinin, belediye başkanlarının, örgütlerin, mesela yarısı mesafeli duracak, bekleyip görmeyi tercih edecek.
Kemal Kılıçdaroğlu veya Özgür Özel’in siyasi ikbal ve istikbal belirlemedeki, daha açık söylemek gerekirse aday belirleme gücü CHP kadrolarının hareketinin yönünü şekillendirecektir. Eğer bu üstünlük Kılıçdaroğlu’nda olursa, bakmayın siz öyle keskin çıkışlara herkes yerinde kalacak, uzun dönemli bir mücadeleye hazırlanacaktır.
Çünkü bu ayrışmanın nedeni özünde ideolojik değil. İlkesel değil. Bir tepki saflaşmasıdır bu. Dolayısıyla her iki tarafın da tepkileri zamanla soğuyacak, daha geniş kitleleri ikna eden tarafın siyasi ömrü uzun olacaktır.
Sadece mevcut başlangıç sürecini yani şu anı okuyorum. Toplumda yaratacağı etki, olası bir erken ya da genel seçimdeki Kılıçdaroğlu veya Özel’in başarı oranını süreçdeki gelişmeler belirleyecek. Özgür Özel’e aynı yoğunluk ve şiddetde yükselen halk muhalefetini örgütleme onayı verilirse, (ki bence olmayacak) onun partisinin çekim merkezi olacağı görülüyor.
Ben en çok da yeni partinin ne kadar yeni olacağını merak ediyorum. Bir sosyal demokrat parti mi olacak, örgütlenme yapısı içinde işçiler, çifçiler, köylüler, gençler, kadınlar, gençler, solcular, devrimci, demokratlar, aydınlar, yani toplumun bütün katmanları etkili, etkin söz, karar yetki makamlarında olacaklar mı? Olmayacaksa farklı da olmayacaktır. Böyle bir CHP varken ikincisine gerek de olmayacaktır.
Atatürk’ten başlayarak bu partinin bütün liderlerine ‘hain’ dendi. Bülent Ecevit İsmet İnönü’ye göre haindi. Kurtuluş savaşı kahramanı bir komutanın karşısına, sol, sosyal demokrat söylemlerle çıkmak da nesi, bu nasıl bir cüret? Hain seni!..
Deniz Baykal da Ecevit’e göre haindi. CHP’den ayrılanlar başka parti kuranlar da öyle anıldı… Sonra CHP’yi bırakıp DSP’yi kuran Ecevit herkesin haini oldu. Erdal İnönü’ye de hain dediler. O kimseye demedi nezaketinden. SHP’lilere göre CHP’liler haindi. Veya tersi… Deniz Baykal’ın haini bir ara Mustafa Sarıgül, sonra Kemal Kılıçdaroğlu’ydu. Kılıdaroğlucuları haini ise, Memleket Partisi’ni kuran Muharrem İnce’ydi.
Hainlere hain denmesinin nedeni tekti:CHP’yi bölme…Ama sonra baktık ki bütün hainlere hak verildi ve kahraman oldular.
CHP’nin mutlak butlan kararı sonrasında siyasi tarihe geçecek haini daha henüz belli değil. İki tarafta birbirine öyle diyor. Hain lafı ortada kaldı, bakalım kime kalacak. Özgür Özel ve ekibi parti kurarlar ve giderlerse…Partiyi bölene mi, böldürene mi, zorunda kalıp bölüp gidenlere mi hain denecek? Şu anda en çok da Kemal beyin hain olmadığını kanıtlamaya ve ikna etmeye ihtiyacı var, o da çok zor. Sadece gitmeyin diye çağrı yapmak inandırıcı değil.
Sonuç olarak; iki CHP’li, iki liderli bir seçim Sayın Cumhurbaşkanı ve partisi Ak Parti’ye yarayacaktır. İki CHP’de bir strateji geliştiremediği ve bu süreci doğru yönetemediği için Erdoğan’ı Beştepe Sarayı yoluna giden taşlar yeniden döşeniyor.


COMMENTS