Arşivime bakıyorum, belleğimi yokluyorum. 9 yıl Sabah, 4 yıl Habertürk, yerel televizyonlar, radyolar, gazeteler...En çok afet haberleri yapmışız. Sul
Arşivime bakıyorum, belleğimi yokluyorum. 9 yıl Sabah, 4 yıl Habertürk, yerel televizyonlar, radyolar, gazeteler…En çok afet haberleri yapmışız. Sular yaşam alanlarını basmış, çamur içindeki evler, işyerleri, seller, sürüklenen araçlar, batan kayıklar, patlayan silolar, harabeye dönen liman, yıkılan evler, kayan mahaller…Ve toprağa verilen canlar…
6 yıl önce 5’i asker olmak üzere toplam 11 kişi öldü. 19 bina yıkıldı, 361 yapı zarar gördü. Koca ilçe Dereli tamamen ortadan kalktı, yeniden kuruldu.
Hiçbirini unutmadık.

Geçtiğimiz hafta da Giresun’da kabus gibi geçti. Bir ayda yağması gereken yağmur birkaç saatte yere indi. Dereler taştı, menfezler patladı, köprüler yıkıldı, evler, kaydı, dağlar yollara çöktü. Görele, Eynesil, Espiye, Duroğlu, Yağlıdere ve Keşap ciddi boyutta zarar gördü. 
Can kayıplarımız var. Piknik yaparken sele kapılan Anne Zekiye Kırca ile kızları henüz hayatının baharında iki genç kızımızı, Burcu ve Burçin Kırca’yı toprağa verdik.
Keşap Karabulduk’ta bulundukları araçta sele kapılan öğretmen Mehmet Akkaya ve 16 yaşındaki yeğeni Muhammed Abdullah Hakkıoğlu’nu arama-kurtarma çalışmaları sürüyor. 4 gün oldu. Umutlar azalıyor…
Giresun şimdi afetin yaralarını sarmaya, Sayın Vali Mustafa Koç’un kordinasyonunda hayatı normal hale getirmeye çalışıyor. 500 araç 1000’e yakın kişi arama kurtarma, temizleme, onarma çalışmalarına katılıyor. Devletin bütün kurumları teyakkuz durumunda. Onlara kolaylıklar diliyorum.
Maddi zararın ilk belirlemelere göre 26 milyon lira olduğu ifade ediliyor. Bu rakam daha da artacak…Tablo vahim. 
Yıllardır bunları yaşıyoruz ve bundan sonra da yaşayacağız. Çünkü
Giresun coğrafyası bir afet coğrafyasıdır. Deniz, dereler, dağlar, toprak yapısı, iklimsel özellikler burada yaşayanlar için tehdit unsurudur, afetleri tetikleyen faktörler çoktur.
Doğanın insan hayatında büyük etkisi olduğunu belirten İbn Haldûn’un “Coğrafya kaderdir” sözünü burada hatırlayalım. Ama ünlü alim bu sözü, coğrafyanın insanın, düşünme yetisi, ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel, toplumsal yaşam üstündeki etkisini ve belirleyiciliğini vurgulamak için söylemiştir. Kadercilik, razılık, kabullenmeyi önermek için değil, tersine insanın coğrafyasında yaşamını sürdürmesi için mücadele etmesini önerir. Coğrafya üstünde ne kadar etkili olursak kaderimizi değiştirebiliriz.
Afetlere eğer ‘coğrafyamız böyle, kaderimiz ne yapalım çekeceğiz’ diye bakarsak, hatta yan gelip yatarsak o coğrafya bizi yener.
Bu yüzden doğal afet lafını sevmiyorum. Yönetenler afetle doğal sözcüğünü yanyana kullanarak doğallaştırma üzerinden yönetilenleri ikna etmeye, kendi kusurlarını, ihmallerini gizlemeye, kabahat ve sorumluluğu üzerinden atmaya çalışıyorlar.
Afetin bir süreci var. En başta coğrafyayı insanın rahat ve mutlu yaşaması için değil, ranta çevirerek dönüştüren bir anlayış ve kültür var.
Bu süreçte 5 kmlik alanlarda suları tutan ve iklimi değiştiren yüzlerce HES’ler var, su yataklarının ortasına vadilere kurulan doğal dengeyi bozan maden ocakları var, derelerden çalınan kumlar, taş-çakıl, asfalt şantiyeleri var. Özel İdare kaynaklarının yağmalanması, kasasının boşaltılması, çarçur edilmesi var, DSİ’nin tehdit olan bölgelerdeki derelerde taşkın koruma, dere ıslahı, menfez, köprü yapmaması, suları değerlendiren, ekonomiye kazandıran enerjiye dönüştüren politikalar izlememesi var.
Köyleri ilçelere bağlayan gurup yollarının derelerle olan ilişkisini kesmeyen, o derelerin taşma olasılığını hesap etmeyenler var.
Dere yataklarını imara açanlar var.
Afeti tetikleyen ne çok şey var.
Hangi birini sayayım ki!.. Son 30-40 yıldır,bir kısmını tenzih ederim; bu kenti doğru dürüst temsil etmeyen kenti değil, kendini düşünen, yerel yöneticiler, muhalefet iktidar milletvekilleri, siyasetçiler var.
Ne demiş önceki gün afet bölgesini gezen DSİ Genel Müdürü Sayın Mehmet Akif Balta, “Geçmişten bugüne yapılan imalatlar, tesisler, özellikle taşkın koruma tesisleri aslında bugün çok büyük bir afetin olmasını engelledi.”
Ne demiş Ak Parti Milletvekili Sayın Ali Temür:” Sel önleyici tedbirlerin alınması noktasında çalışmalar devam ediyordu. Bu derede de çalışma devam ediyordu. Eğer bu çalışmalar yapılmasaydı belki daha ciddi olaylar meydana gelebilirdi”
Yani meali şu: Eğer biz olmasaydık afet sizi daha çok öldürecekti, daha çok mağdur olacaktınız, sel suları daha çok şeyi sürükleyecekti, yaşadığınıza dua edin… Ucuz atlattık.
Vah Giresunum vah. Vah talihsiz Giresun’um vah.
Bu teknoloji çağında, bu yüzyılda; yağmur çok yağdı diye piknik yaparken, evine giderken, evinde otururken, denize girerken veya bir köprüden geçerken ölmek acı, çok acı…
Herkes canını kurtarmak için kendi bireysel önlemini de almayı unutmasın.
Afette ölenlerin ruhları şad olsun. Bir daha tekrarlanmamasını diliyorum.


COMMENTS