Yol’suzluk…

HomeUfuk Kekül'ün Köşe Yazıları

Yol’suzluk…

Giresun Güney Çevre Yolu, bu şehirde yaşayan insanların lüks değil, en temel ulaşım ve yaşam hakkı talebidir. Çünkü bugün Giresun şehir merkezinden he

GİRESUN BELEDİYESİ’NDE SÖZLEŞME DÜĞÜNÜ
CHP’DEN TAPELERDEKİ KÜFÜRE DAVA
KETİ ARTIK GÖRECEK!..

Giresun Güney Çevre Yolu, bu şehirde yaşayan insanların lüks değil, en temel ulaşım ve yaşam hakkı talebidir. Çünkü bugün Giresun şehir merkezinden her gün yaklaşık 60 bine yakın araç geçiyor. Bunların önemli bir bölümü yüksek tonajlı TIR’lar, ağır yük araçları… Yani şehir, adeta Karadeniz transit taşımacılığının yükünü sırtında taşıyor.

Sadece 25 kilometrelik bir hatta sıkışan bu trafik; insan yaşamını, şehir güvenliğini ve günlük hayatı tehdit ediyor. Gürültü, egzoz, trafik yoğunluğu bir yana; artık mesele doğrudan can güvenliği meselesine dönüşmüş durumda.

Bu tehlikenin en yoğun hissedildiği nokta ise şehrin tek giriş-çıkış kapısı olan Liman Kavşağı… Yıllardır kazaların kara noktası olarak anılan bu bölgede sayısız insan yaşamını yitirdi. Son faciada da 5 canı bir gece yarısı kaybettik.

Şimdi herkes klasik ezberleri sıralıyor:“Şoför uyudu…”, “Fren tutmadı…”, “Yol kaygandı…”, “Kavşak hatalıydı…”, “lamba yanma aralığı yanlış,”…

Bunları hepsi mümkündür. Ama kimse işin esas gerçeğini konuşmuyor:Bu kazaların arka planında, yıllardır yapılmayan Güney Çevre Yolu gerçeği vardır.

Çünkü şehir içinden geçirilen ağır tonajlı transit trafik, başlı başına bir ölüm riskidir. İnsanların yaşadığı, yürüdüğü, işe gittiği bir kent merkezi uluslararası trafik koridoru olarak kullanılıyor. Tavuk, cücük, inek, kuzu, koyun, motor, patpat, bisiklet, motosiklet hepsi bu yolda. 7 ilçenin içinden geçiyor. Bu standatlara aykırıdır. Burası bu özelliğiyle otoyol değildir.

Hal böyleyken kazalar “kader” diye açıklanamaz. 25-30 yıldır bu sorunu çözemeyen siyasi irade ve buna itiraz etmeyenler, yaşanan her trafik faciasının vicdani sorumluluğunu taşımalı,sorumluluğunu üstlenmelidir.

Çevre illerin bazılarının 2-3 çevre yolu var ama Giresun bugün Karadeniz’in, belki de Türkiye’nin çevre yolu olmayan tek sahil ili durumunda.

Biraz hafızamızı tazeleyelim…

2000’li yıllardan itibaren Güney Çevre Yolu konusu her seçim döneminde ortaya çıkarıldı. İktidar milletvekilleri de muhalefet de bunu büyük vaat olarak sundu. STK’lar konuştu, yerel basın manşet attı, ticaret odaası, borsa, GESOB, Mimarlar Odası filan açıklamalar yaptı.

“Yapıyoruz…”
“Başlıyor…”
“Ödenek çıktı…”
“Etüt tamam…”
“İhale aşamasında…”

Bitmeyen bir siyasi masal anlatıldı bu şehre.

Hatta 2009 yılında dönemin milletvekili Nurettin Canikli ve beraberindeki isimler, renkli kalemlerle çizilmiş bir haritayı tutup objektiflerimize poz verdiler. Adeta “işte proje” dediler. Gülyalı’dan başlayacaktı, 250 kotundan ilerleyecek, güzergah boyunca 2,7 kilometre uzunluğunda 18 adet köprü/viyadük, 39,6 kilometre uzunluğunda 21 adet tünel ve 9 adet köprülü kavşak olacaktı. Keşap çıkışına bağlanacaktı. 49 Km’lik güzergahın, plan-profili Karayolları Genel Müdürlüğü’nce 06.08.2018 tarihinde onaylandı dediler.

Sonra aynı harita Batlama Vadisi’nde dolaştırıldı. Ulaştırma Bakanlığı yetkilileri geldi, heyetler kuruldu, ciddi yüz ifadeleriyle açıklamalar yapıldı.
“Etüt proje ihalesi tamam…”
“Onay çıktı…”
“Ödenek aranıyor…”

Millet de doğal olarak inandı. Çünkü karşısında devlet vardı. Bakan vardı. Milletvekili vardı.

Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı, projenin başlangıç tarihini 28 Aralık 2012 olarak açıkladı. Dönemin Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli ise yapım ihalesinin 25 Haziran 2015’te gerçekleştirildiğini duyurdu.

Yetmedi…
Projenin 2020 yılında tamamlanacağı bile söylendi.

Peki sonuç?

Bugün ortada ne yol var, ne proje, ne çalışma, ne şantiye…
Sıfır.
Elde var koskoca bir sıfır.

Yıllarca bu şehir bu umutla oyalandı. Her seçim öncesi aynı senaryo sahneye kondu. Valiler konuştu, milletvekilleri konuştu, belediye başkanları, STK’lar konuştu… Yerel gazeteler “müjde” manşetleri attı.

Öyle bir hava oluşturuldu ki, sanki yolun yarısı bitmişti de açılış tarihi bekleniyordu.

Daha da trajikomik olanı; bazı “alkışçıların, yağcıların”, ortada tek bir metre yol yokken bakana, vekile, ötekine berikine teşekkür ilanları yayınlamasıydı. Yapılmayan yol üzerinden yağcılık yarışı düzenlendi adeta. Güney Çevre Yolu, bir ulaşım projesinden çok siyasi propaganda malzemesine dönüştürüldü. Şimdi olduğu gibi her kaza sonrasında üzerinde açıklama yapılan bir malzeme haline dönüştürüldü.

Bugün dönüp arşive bakın…
Teşekkür edenleri göreceksiniz.Övenleri göreceksiniz.
“Giresun çağ atlıyor” diyenleri göreceksiniz.

Ama ortada çağ da yok, yol da yok.

Şimdi kimse bu geçmişi konuşmuyor. Kimse hesap sormuyor, kimse hesap vermiyor. Özeleştiri yapmıyor.

Sadece AK Parti İl Başkanı Mete Bahadır Yılmaz’ın zaman zaman konuyu gündeme taşıdığı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ilettiği yönünde açıklamalar duyuyoruz.

30 yıldır Giresun’un önüne aynı dosya konuluyor, aynı cümleler kuruluyor, aynı umut pompalanıyor. İnsanlar inandırılıyor, oylar alınıyor, sonra dosya yeniden tozlu raflara kaldırılıyor.

İnsan merak ediyor gerçekten…
O meşhur harita şimdi nerede?
Muhtemelen Giresun’un “gerçekleşmeyen hizmetler müzesi”ne kaldırılmıştır.

Üstelik mesele sadece Güney Çevre Yolu da değil…

Aynı hikâyeyiyi şimdi bir de “dal-çık” projesinde de yaşıyoruz. Şantiye kurulduğu söylendi. Ödenekler müteahhit cebine aktarıldı. Ama bugün ortada ne dalan var ne çıkan.
Milletvekili Nazım Elmas ihale yapılacak dedi geçenlerde. Ali Temür, başka bakanlıkların işlerini kovalıyor, herkesten önce açıklama yapıp sahip çıkmak için. Siyaset yapıyor tabi. Hizmet yapan milletvekili imajını bu şekilde oluşturuyor. Ama yol kapsamı dışında.

2024 yılındaki demecine bakılırsa yol yapılmıştı. Şimdi bu konuda da müjde duymak istiyoruz kendisinden, bir bakanla görüşüp açıklama yapar herhalde.

İktidarına muhalafetine ve STK’larına hepsine birden soruyoruz: Ne oldu Giresun Çevre Yolu?

Yıllardır aynı vaatlerle oyalanan bu şehirin artık tahammülü yok…Artık Giresun’un maketlere, çizilmiş haritalara, ihale tabelalarına,  süslü cümlelere ihtiyacı yok. Bu şehir somut iş ve icrat görmek istiyor. Çünkü mesele siyaset değil; mesele can güvenliğidir.

Dal-Çık, çevre yolu tartışmaları arasında insanlarımız katliam gibi kazalarda anlamsız biçimde ölmemelidir. Bu çağda, bu yüzyılda, teknolojinin, bilimin ve aklın bu kadar geliştiği bir dönemde yol yapılamaması ne demektir?

Giresun ve Giresun’dan geçenler daha ne kadar yapılmayan yolların bedelini canlarıyla ödeyecekler? Giresun daha ne kadar ölüm kenti olarak anılacak?

Galiba Ankara’ya doğru kişileri gönderdiğimiz zaman…

Şimdikileri ve eskileri 6 kilometrelik dal-çık, 49 kilometrelik Güney Çevre Yolu’nu bile yaptıramayan, bu derdimizi Sayın Cumhurbaşkanı ve ilgili bakanlara anlatamayan, bir projeyi dahi bütçe programlarına aldıramayan kişiler olarak hatırlayacağız.

Yazık, çok yazık bu şehre…

COMMENTS

WORDPRESS: 0
DISQUS: