Derin Devlet medya ilişkisi

HomeAnasayfaUfuk Kekül'ün Köşe Yazıları

Derin Devlet medya ilişkisi

 ‘Derin Devlet’ denilen ya da Gladyo gibi illegal yapılar her ülkede ve  hep vardır. Bu yapılar genelde güvenlik kurumlarının organizasyonuyla hareket

CHP GİRESUN MİLLETVEKİLİ GEZMİŞ, KELKİT VADİSİNDE…
KARADENİZ’İN EN BAŞARILI MİLLETVEKİLLERİ İÇİNDE GEZMİŞ DE VAR
CHP’nin iktidar yürüyüşü Samsun’dan başladı. İşte mesajlar…

 ‘Derin Devlet’ denilen ya da Gladyo gibi illegal yapılar her ülkede ve  hep vardır. Bu yapılar genelde güvenlik kurumlarının organizasyonuyla hareket ederler. 

Bilinmezler, görünmezler, çünkü korunurlar; yaptıklarının izlerinden anlarız, tanırız. Faili meçhul cinayetlerde, suikastlerde, kaotik ortam, çatışma toplumsal olaylar yaratmada, bilineni tersine çevirmede, algı yaratmada çok mahirdirler.

Demokrasinin, hukukun dolayısıyla da şeffaflığın güçlü olmadığı ülkelerde iktidarlar bu yapılardan yararlanır. Bizim ülkemizin siyasal tarihinde de eylem ve söylemlerini, hedeflerini, varlığını güçlendirmek için bu karanlık yapılardan yararlanan iktidarlar bir hayli fazladır. Kahramanmaraş, Çorum, Sivas, 1 Mayıs Taksim olayları, Sebahttin Ali, Abdi İpekçi, Çetin Emeç, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok ve daha nice yazar, aydın, siyasetçilerin katledilmesinin sorumlusu olarak bu karanlık yapılar gösterilmiştir.

Derin devlet- medya işbirliğinin tarihindeki en önemli belki de ilk olay örneği 6-7 Eylül kışkırtmasıdır. Kıbrıs sorununun katmerleştiği, Yunanistan’daki Türk varlığının yok edilmesine dönük süreçte Türk basınında çıkan Mustafa Kemal Atatürk’ün Yunanistan’daki doğduğu evin bombalandığını iddia eden yalan haberlerle tetiklenen olaylarda, gözü dönmüş caniler, İstanbul’un özellikle Rum yurttaşların yaşam ve ticaret alanlarını harabeye çevirmiştir.

‘Azınlıklara yönelik en kanlı şiddet ve yağma eylemi’  olarak tarihe geçen 6-7 Eylül olaylarında; 15 kişi öldürüldü,300 kişi yaralandı, 400 kadın tecavüze uğradı, 5214 ev, 1004 işyeri, 73 kilise, 1 sinagog, 2 manastır, 26 okul tahrip edildi.

Olayların Seferberlik Tetkik Kurulunun yanı sıra Kontrgerilla ve günümüz Millî İstihbarat Teşkilatı’nın selefi olan Millî Emniyet Hizmeti tarafından planlanarak desteklendiği söylendi. 

Bugün tarihimizi lekeleyen, sevgi, barış, kardeşlik, hoşgörü üzerine kurulu Anadolu kültürümüzü yörüngesinden çıkaran o olayların yıldönümü.

Bu olaydan çıkarılacak pek çok dersten birisi de medyanın, haber denilen bilgi aktarımı yapan aracın kötü emeller için kullanıldığında nasıl sonuçlar doğacağıdır. 

Günümüzde derin devlet yapılarının yönlendirdiği troller; medya, kitle iletişim araçları, gazeteler, radyo ve TV’lerle, internet ve bağlı ağlar aracılığıyla sosyal paylaşım sitelerinde bireylerin  içerik üreticileriyle etki ve etkileşim odaklı benzer şeyler yapıyor.
Haber araçları, fotoğraf, metin, görüntüler kirli, manipülatif bilgi taşıyıcıları haline geldi. Haberin ve haber üreten gazetecinin inanırlılığı, güvenirliliği, saygınlığı kalmadı. Gazeteciler artık cebine harçlık konulan, sırtı sıvazlanıp yanağından makas alınan canlılar haline geldi. Mesleğin simgelerinden olan çay, simit, satın alınmaz kalem gitti,  yerine uyuşturucu, kara para, kadın ticareti, rüşvet, yalan, dolan geldi.  

Çok derin, irdelenmesi gereken çok başlıklı bir konu ama konuyu etikle bağdaşlaştıralım. Etik değerlendirden uzaklaştırılmış, salt siyasal çıkarlara hizmet eden bir medyanın; kamusal alanı, demokrasiyi, temel hak ve özgürlükleri, tarihi, kültürü, geleneği ve geleceği koruması mümkün değildir. Bunun için bütün herkesin basın, yayın, düşünme ve ifade özgürlüğünü bağımsız ve bağlantısız bir medyayı istemesi ve savunması gerekir.
Medyanın da kendisini kendi içinde temizlemesi gerekir. Çünkü bütün etik değerlerden uzaklaşan meslekler kirlendi birincilik hala medyanın.    

6-7 Eylül’ün acısını paylaşıyorum. Güzel şeyler yaşayacağımız bir hafta diliyorum. 

COMMENTS

WORDPRESS: 0
DISQUS: