Giresunlular vali göndermeyi de, vali karşılamayı da iyi bilir.Çünkü bu şehirde son 23 yılda 13 vali değişti. Ortalama görev süresi 1,5 yılın altına d
Giresunlular vali göndermeyi de, vali karşılamayı da iyi bilir.
Çünkü bu şehirde son 23 yılda 13 vali değişti. Ortalama görev süresi 1,5 yılın altına düşen bu tablo, aslında meselenin özünü de anlatıyor.
Bu sürenin en az 3-5 ayı; karşılama, ziyaret, protokol, ağırlama, uğurlama ve vedalaşma faslıyla geçiyor. Geriye kalan zaman ise bir ili tanımak, sorunlarını kavramak ve çözüm üretmek için neredeyse yetmiyor.
Giden her validen sonra hep aynı soruyu sordum kendime:
Gitmeyi kendileri mi istedi, yoksa siyaset kurumu ve milletvekilleri mi etkili oldu?
Bu, başka bir yazının konusu. Ancak bildiğim bir şey var:
Çoğu vali istenmedi ve çoğu da gitmek istemedi.
Son veda mesajlarının satır aralarına bakmak bile bunu anlamaya yeter.
38 yılı aşan meslek hayatımda sayısız vali tanıdım. Aralarında; vizyon sahibi, ahlaklı, kamucu, güç odakları karşısında eğilmeyen, kendi doğruları olan, nevi şahsına münhasır birçok isim vardı.
Gazeteci–haber kaynağı sınırlarını aşmadan, etik çizgiyi bozmadan dostluk kurduklarımız da oldu. Mülkiyeliler tarihine geçmiş Tekin Alp lise yıllarımızda buradaydı. Elinden ödül alarak mesleğe başladığım Sami Oytun, İbrahim Şahin, Atilla Koç, Mustafa Kara, Erhan Tanju,Mustafa Taşkesen ve Ali Haydar Öner….
Son valimiz Mehmet Fatih Serdengeçti dahil olmak üzere, bu kente hizmet etmiş tüm valilere teşekkür ediyorum.
Bir yıl; bir valinin makamından başlayarak binadaki kadroyu, konaktan başlayarak Kapu Mahallesi’ni, ili, ilçeleri, köyleri, coğrafyayı ve sorunları tanıması için asla yeterli değildir.
Giresun gibi;
-
6.934 km² yüzölçümüne sahip
-
16 ilçesi, 547 köyü bulunan
-
Çamoluk’tan Piraziz’e, Eynesil’e uzanan
-
430 bine yakın nüfuslu
bir ilde, 3 yıl bile azdır.
Nitekim çoğu vali, bu coğrafyanın yarısını dahi tanıyamadan gider.
Bu nedenle yeni Valimiz Mustafa Koç’u rahat bırakmak gerekir.
Kapısında kuyruklar oluşturmak, ziyaretlerle mesaisini tüketmek yerine;
idari yapıya hâkim olmasına, önceliklerini belirlemesine, projeler üretmesine imkân tanınmalıdır.
Ve artık şu atanmış seçilmiş kişiler etrakındaki protokol geleneğine dayanam yağcı–yalaka kuşatması bir an önce sona ermelidir. Kutsama gibi…
Kaldı ki ziyaret, bana göre çoğu zaman boşa geçen zamandır. Zamanın işgalidir.
Sayın Koç’un işi zor.
Çünkü Giresun; komşu ve çevre iller gibi değildir.
Hâlâ 1950–60’lardan kalması gereken;
-
yol
-
su
-
enerji
-
iletişim
-
ulaşım
-
çevre
-
çöp
-
köprü
-
kanalizasyon
-
tünel
gibi temel sorunları olan bir ildir.
Kamu yatırımları sürerken, yeni projeli ve ödenekli yatırımların da gelmesi gerekmektedir.
Özel İdare kaynakları eşit ve adil biçimde yönlendirilmelidir.
İstihdam, işsizlik, göç, yoksulluk bu kentin değişmeyen kaderi olmaktan artık çıkmalıdır.
İnanılır gibi değil ama Giresun’un trafik sıkışıklığı, otopark gibi bir sorunu vardır.
Güneyinden çevre yolu geçmeyen tek il Giresun’dur.
Proje rafta beklemektedir.
6 kilometrelik dal-çık projesinin ise akıbeti belirsizdir.
Yaylalarımız başta olmak üzere, tarihi M.Ö 300 yıllara kadar giden kadim şehrimizin sayısız turizm ve kültür değeri kalkınıp gelişmemizin ürünleri olarak sahip çıkılmayı ve projelerle tanıtılmayı bekliyor.
Üniversitemiz çok kötü durumda, Kıymetini bilemediğimiz Rektör Prof. Dr.Aygün Attar dönemindeki her şeyi arar olduk.
İyi şeylerden biri ise asayişin ‘berkemal’ olmasıdır. Ama ülke genelinde yaygınlaşan suç örgütlerine benzer yapıların, uyuşturucu ticaretinin ilimizde de zaman zaman faliyetlerini görmek endişe vericidir.
Suç ve suçu önleme her zaman zaten gündemin ilk sırasında yer almalıdır.
Zorluklar çok… Bozulan sosyolojik, demokratik yapıdan, kültürel yozlaşmadan, iletişimsizlikten ve hoşgörü kültürünün terk edilmesinden, bir ve beraber olma, farklılıkları zenginlik olarak görme fikrinden vazgeçilmesinden bahsetmiyorum.
Son söz…Haddimiz değil ama gazeteciliğimizden aldığımız cesaretle çok daha fazla öneri sunabiliriz.
Şimdilik bu kadarıyla yetiniyorum.
Ancak Sayın Vali’ye naçizane en önemli tavsiyem şudur:
İstişare edin.
Kentin dinamiklerini birleştirin.
İktidar partisiyle uyumlu çalışın ama muhalefeti de mutlaka dinleyin.
Şeffaf olun.
Bir de bu şehrin Öner Hekim gibi yüzü, kalbi şehrine dönük, yatırım projeleriyle ilin kaderini değiştirme kudretine sahip değerlerine ulaşın.
Ve en önemlisi;
Yetkilerinizi, başkalarının telkiniyle değil, kendi idarecilik kültürünüz ve iradenizle kullanın. Farklı olmak bana göre budur.
Sayın Vali Osman Ağa’nın anıt mezarını ziyaret ederek başladı.
Bu, sembolik ama anlamlı bir başlangıçtır. İlk mesajında da”ben makamda oturan değil, halkın içinde olan bir vali olacağım” dedi. Bu da umut verici…
Umarım bu kent, bu kez bir valisini tanımaya doyamadan uğurlamaz. Akılda kalan valiler listemizde yeni valimiz de olur.


COMMENTS