Manşet Üstü

Ufuk Kekül/ KELEBEK VE DALGIÇ

Kelebek ve Dalgıç hafta sonu okuduğum etkileyici bir kitap. Öncesinde Julian Schnabel’e Cannes Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü’nü getiren aynı adlı fimi izledim. Kurgusuna, anlatım diline ve tabi ki Mathieu Amalric’ın eşsiz oyunculuğuna diyecek yok. Ama kitap daha farklı, duru, sade bir anlatıma sahip, daha kapsayıcı ve kavrayıcı. Film sanki kitabın nasıl yazıldığını anlatıyor, kılavuz, önsüz gibi.

Ancak her ikisini de yapmanızı tavsiye ediyorum.

Konusuna gelince, kitap biyografik bir hikaye… Fransa’da yayımlanan Elle dergisi editörü Jean-Dominique Bauby’nin yazdığı kendi yaşam öyküsü. 43 yaşında geçirdiği beyin kanaması (locked in syndrome) sonrasında Bauby’nin bütün organları işlevsiz hale gelir. Kendi içine hapsolur. Tedavi gördüğü hastane odasına hayatını zihninde yaşamaya başlar ve sadece sol gözüyle dış dünyayla iletişim kurar. Bunu farkeden konuşma terapisti hemşiresinin, Sadrinanın olağanüstü çabalarıyla hayata tutunur. O hemşirenin Fransız alfabesinden yararlanarak yarattığı alfabenin harflerini okudukça tek gözünü kırparak, sol göz kapağıyla onayladığı harflerle oluşturduğu cümlelerle hem konuşur, hem de bu kitabı yazar. Suların içinde yaşayan bir dalgıçtır ve kendini kelebek olarak konumlandırır, geçmiş hayatında bazen de kurmaca hayatında dolaşarak betimleler yapar, hayaller kurar. Sorgular, yargılar…
İşte kitapta anlatılan bunlardır. Bauby kitabını tamamladıktan kısa bir süre sonra yaşama veda eder ama insanlığa anlaşılması gereken bir deney bırakır. 

Gelelim yoruma…
Bu kitabı okurken bir insanın tek bir gözüyle çıktığı yolculukların okuyucu üstünde kurduğu baskıyı ve yarattığı depresif bir durum ister istemez hissediyorsunuz elbette. Ama Bauby’le kurduğunuz empatide başarı sağlarsanız onunla yolculuğun zevkini yaşıyorsunuz. Sonra pek çok şeyi tabi en başta hayatınızın ne kadar önemli olduğunu ve organlarınızın ille de beyninizin değerini anlıyorsunuz.
Benim çıkarımlarım bunlarla birlikte; insanın bu hayatta varlığını sürdürmesindeki en önemli etkenlerden birisinin iletişim olduğudur. İnsanın kendini anlatma, ifade etme becerisinin hiç kaybolmadığıdır,sınırsızlığıdır. Bauby’nin beyniyle yarattığı özgürlük ve bu özgürlüğün ürünlerini kirpiklerine, oradan da dış dünyaya sadece bir gözle aktarmayı başarması müthiş kutsal bir öğretidir hepimize.

Bir de eleştiri yazalım, Bauby’nin olağanüstü çabasına haksızlık etmeden… Kitabın sınırlarını illa yaşadıkları ve hayal ettikleriyle neden sınırlı tutmuş, gerçekçi olmuş ve neden bu kadar kısa acaba…Keşke dalgıç kıyafetiyle kelebeğin kanatlarında daha çok dolaşsaydı dünyayı. Galiba bundan sonrasını bize bırakmış. Her şeyi tamam insanlar bir de sizi görelim benden bu kadar mı demek isteniş acaba?

Bu kitabı mutlaka okuyun.

Ve son söz: İletişim insanı ve insanın yaşama umudunu güçlendiriyor. İletişimsiz kalmayın.
04.10.2022

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir