Giresun

UFUK KEKÜL GÜLHANE’Yİ YAZDI…

 

Darbe değil ama darbeye karşı darbe başarılı oldu.

Baksanıza hayatın her alanında büyük bir değişim ve dönüşüm yapılıyor.

Cemaat devleti olmaktan hep birlikte mücadele ederek kurtulduk çok şükür ama ondan sonra bir başka tehlikeli süreç başladı.

Şimdi devletin kurumsal yapısı, demokrasi ve cumhuriyetin en temel değerleri emperyalizmin yıllardır dayattığı şekle getiriliyor.

 

En çok tahrip edilen alanlardan birisi ordu.

Böyle olduğu halde komuta kademesi tüm bunlara seyirci, adeta konu mankeni gibiler. 'Olmaz, yapmayın, etmeyin, bunun yerine şu olsa daha iyi olur" demiyorlar.

Yaverleri tarafından teslim alınacak kadar kendini korumaktan aciz bu muhteremlerden kendi kurumlarını korumalarını da bekleyemeyiz.

Onları Başkomutanlarına havale ediyorum.

Ama hiç olmazsa şu Suriye meselesinde bari başarılı olsunlar.

Bunu diliyorum.


GATA dediğime son örneklerden biri.

Oysa Gülhane, bu ülkede modern tıbbın, tıptan öte pozitif bilimsel tıp eğitiminin adıdır.

Yani sadece askeri bir kurum değildir.

Son 1000 yılda İslam alemi dedikleri 1,5 milyarlık şu kara cehalet çukurunun bilim dünyasına ( Dünya tıp literatürüne ) sunabildiği tek bilim adamını, Hulusi Behçet ( 1937 Behçet Hastalığı )' i yetiştiren Osmanlı' dan miras Cumhuriyet kazanımıdır.

Sadece o değil.

Tarık Minkari' lerin, Gazi Yaşargil' lerin, Sadi Irmak' ların, Halıt Ziya Konuralp' lerin, Cihat Borçbakan' ların, Arif İsmet Çetingil' lerin, Kazım İsmail Gürkan' ların, Abdülkadir Noyanlar'ın ve daha nice dünya çapında bilim adamlarının yetiştiği bir kurumdur.

İngiltere' de Oxford, Fransa' da Sorbonne, ABD' de Harward ne ise Türkiye' de Gülhane odur.

Şimdi yok.

26 ildeki 36 hastane FETÖ'cü temizliği adı altında, bu bahaneyle ama askerin yönettiği bir şey bırakmamak adına kurumsal kimliği ortadan kaldırılarak kapatıldı ve Sağlık Bakanlığı'na devredildi.

Oradaki bilim insanları ve öğrencilerin tümü FETÖ'cü ilan edilerek bir anlamda kapıya konuldu.

Bu kurumdan sağlık hizmetleri alan şehit yakınları ve gaziler, tedavileri sürenler ayrıcalıklı olma statüsünden çıkarıldı.

Böylece bu özel ve önemli sağlık kurumu artık ülkemizdeki merkezinde insan sağlığı değil, rant olan çarpık sağlık sisteminin bir parçası haline getirildi.

 

Aslında İstanbul’daki GATA’ya verilen Abdulhamit ismi her şeyi özetliyor.

Bu ismin sadece o hastanenin bu padişahın doğum gününde açılması nedeniyle mi verildiğini sanıyorsunuz?

Bir dönemin sonunu başka hangi isim açıklar ki?

Vahdettin’in de ismi bir başka cumhuriyet kurumunda yaşatılmalıdır. Sonuç da o da Osmanlı Padişah’ı değil mi?

Hem de en sonuncusu…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir