Giresun

NECATİ GÜNGÖR İSMAİL KADRİ GÜVEN’İ YAZDI

BİR İSMAİL KADRİ GÜVEN GEÇTİ

 

 

 

 

 

 

 

13907208_1258174080883674_764220827566334562_n

Dostluklar farklıdır.
Arkadaşlıklar farklıdır.
Yoldaşlıklar farklıdır.
İnsanlıklar farklıdır.
Farklıdır yaşanılanlar.
Yaşam bir çizgi gibi gitmez; acılar, üzüntüler, sevinçler, fırtınalar, kasırgalar, dalgalar…
İşte o anlarda; o mücadelenin içinde dostunu da düşmanını da seveni de sevmeyeni de uğrunda savaştığın şeyleri de anlarsın. Sen hep iyilikten, güzellikten, çağdaşlıktan, insan haklarından, demokrasiden, evrensel değerlerden yana oldun.
Her ölüm erken ölümdür, ama senin ölümün bambaşka! Dayanılması zor bir acı.
“Kalbim bu acıya dayan varsın işkenceler dağlasın seni.
Duru bir gök için vahşete katlananlar
Acıyı bir silah gibi göğsünde saklamalıdır.”
Gün bitti, yaşam bitti. Anıların, dik düşüncen ve günlüklerin kaldı bize.”
Alçaklığın, hainliğin, ikiyüzlülüğün, puştluğun, jurnalcılığın, kahpeliğin, ayak oyunlarının, adam satmanın, arkadaş satmanın, yarı yolda bırakmanın moda olduğu günümüzde
İnsanlığa ve insana yakışır bir şekilde onurlu yaşadın.
Kimseye teslim olmadın.
Kimseye boyun eğmedin.
Sürünmedin.
El etek öpmedin.
Dik yaşadın.
Dik yaşattın.
Paylaştın.
Yaşamın bir adının da direniş olduğunu söylerdin, yaşadığın sürece direndin. Aynı gökyüzü altında direnmektir yaşamak. Göğün maviliğini, denizin maviliğini, dağın yeşilliğini, çimenin yeşilliğini de gördün. Siyah beyaz resimleri de gördük, renkli resimleri de gördük. Emeğinin karşılığını alamadın. Emek verdin, onur verdin, güç verdin. Sınavlara girdin, ön yoklamalara girdin, temayüllere girdin; sevdanın, sevginin, emeğin karşılığını alamadın. Sevdan ve kalbin büyüktü yaşamında!
“Alkışı duydun,
İhaneti gördün.
Sesin de oldu,
Sessizliğin de.”
Kızdın, köpürdün, sevindin. Bir kenara çekilmedin, hep mücadelenin içinde oldun. “Yaşamın bir adının da direnmek olduğunu gösterdin.”
Zamansız gittin be İsmail Kadri! Nazım’ın dediği gibi “Kimsenin gitmediği yerlere gittin.” İçtin ama akşamcı olmadın, lüks otellerde de yattın, pürün üstünde, gürgen yaprağının döşeğinde de… Dinci değildin. Olmadın. Hep dindar oldun; laik, demokratik, sosyal, hukuk devletini; yargı bağımsızlığını, insan hak ve özgürlüklerini sonuna kadar savundun.
Düşünen insan,
Yaşayan insandın.
Demokrasi istedin.
Cumhuriyet istedin.
Adalet istedin.
İnsan hakları istedin.
Laiklik istedin.
Özgürlük istedin.
Bağımsızlık istedin.
Kısacası güneşli, güzel günler istedin.
İnsanları sevdin, tavır aldıkların da oldu, sevmediklerin de oldu, ama yine de sevdin.
Kaldır başını yattığın yerden!
Böyle yürek,
Böyle atardamar atmaz oldu.
Ölüm dediğin nedir ki!
Bu ülkeye, bu topluma, bu ile, bu ilçeye,
Ses oldun.
Işık oldun.
Yürek oldun.
Önder oldun.
Yol gösterdin.
Onurlu bir yaşam mücadelesi gösterdin.
“Ölüm sana hiç yakışmadı İsmail Kadri!”
Âşık Veysel’in dediği gibi,
“Şu geniş dünyaya sığmayan gönül,
Şimdi bir odaya kapanıp kaldın.”
Ölüm sana yakışmadı be arkadaşım…
Yüreğine yenilmek hiç yakışmadı sana!
Aileni, dostlarını, arkadaşlarını, sevenlerini geride koydun.
Apansız çekip gitmek sana hiç yakışmadı!
“Ne büyük yürekmiş senin yüreğin,
Tüm sevenlerini içine aldın.”

Yaşamın onurumuz, anıların yol göstericimiz olsun.
Bir İsmail Kadri Güven geçti…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir