GiresunUlusal

“METRUK EV YIKILDI, EN ÖNEMLİ DELİL YOK EDİLDİ. RABİA O ÇATIYA HİÇ ÇIKMADI”

Giresun’un Eynesil ilçesinde, evlerinin önünde yaralı halde bulunan ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden Rabia Naz Vatan’ın (11) ölümünü araştıran müfettiş ve cinayet masası ekipleri, hastane, adli tıp ve olay yeri keşif raporları ile dinlediği tanıklar üzerinden ilginç bir ayrıntıya ulaştı. Olay sonrası Rabia Naz’ın üzerindeki okul üniformasında tespit edilen talaş ve saman parçalarının polisin 27 Eylül’de olay yeri incelemesi yaptığı okul yolu üzerindeki metruk bir evdeki talaş ve saman parçaları ile örtüştüğünü belirledi. Otomobil çarptığı ve sürücünün Rabia Naz’ı önce metruk eve götürdüğü, ardından evlerinin önüne bırakarak kaçtığı iddia edildi. Küçük kızın ölümündeki sır perdesini aralayacak metruk evin ise olay yeri keşfi sonrası yıkıldığı ortaya çıktı.
SORUŞTURMANIN EN ÖNEMLİ DELİLİ “METRUK EV” YIKILMIŞ
Bir görgü tanığı ifadesinde Rabia Naz’ın son olarak okul yolundaki metruk bina çevresinde görüldüğünü belirtti. Baba Şaban Vatan da incelediğini belirttiği evde fark ettiği talaş ve saman parçalarının olay günü kızının üzerinde olduğunu söyledi. Olay sonrası Rabia Naz’ın üzerindeki okul üniformasında ailesinin ve sağlık görevlilerinin tespit ettiği ve ifade tutanaklarına da giren talaş ve saman parçalarının, polisin 27 Eylül’de olay yeri keşfi yaptığı okul yolu üzerindeki metruk bir evdeki talaş ve saman parçaları ile örtüştüğü belirlendi.
Soruşturmada önemli bir delil olan ve Rabia Naz’ın ölümündeki sır perdesini aralayacak metruk evin ise 27 Eylül’de polisin yaptığı olay yeri keşfinden hemen sonra yıkıldığı ortaya çıktı. Binanın belediye ekiplerince tehlike oluşturduğu gerekçesiyle yıkıldığı iddia edildi. Baba Şaban Vatan, daha önce metruk eve dikkat çekmiş. Vatan, kızına otomobil çarptığını, sürücünün kızını önce metruk eve, sonra da kendi evlerinin önüne bıraktığını iddia etmişti.
AİLENİN AVUKATI: SAVCILIK “İNTİHAR” DİYE OLAYI KAPATMA NİYETİNDEYDİ
Vatan ailesinin avukatı Emel Bodur Kılıç, Rabia Naz’ın evinin önünde âdeta sihirli el tarafından bırakılmışçasına bulunduğunu belirterek tek isteklerinin kıza ne olduğunun ortaya çıkarılması ve evin önüne kim tarafından getirildiğinin tespit edilmesi olduğunu söyledi.
Küçük kızın düştüğü iddia edilen yerde ve vücudunda bir sürtünme ve kan lekesi olduğuna dikkat çeken Kılıç, “Sadece ayakkabısının içinde bir damla kan vardı. Boşalmış olan kandan hiçbir iz yoktu. Zaten ilk etapta bu durum kayıtlara trafik kazası olarak geçti ve akabinde gece saatlerinde Rabia’nın intihar edebileceği ihtimali üzerinde duruldu. Bunu yapan olay yerine gelen kolluk kuvvetleridir. Kolluk kuvvetlerinin hiçbir şekilde görevini yapmadığını düşünüyorum. Dosyada zaten ambulans kamera kayıtları yok. Olay yerinde fotoğraf ve video kaydı dahi yapılmadı. Rabia Naz’ın çantasında olduğu söylenen bir kitabın ilgili sayfasındaki durumdan etkilenilip intihar etmiş olabileceği algısı yaratıldı. 6 Mayıs tarihine kadar baba polis memurlarının bu durumlarına itibar etmek zorunda kaldı. Savcılık intihar diyerek dosyayı kapatma niyetindeydi” dedi.
“BU KADAR ÖNEMLİ DELİLİ ORTADAN KALDIRMAK HUKUKU HİÇE SAYMAKTIR”
Soruşturmada önemli bir deli olan metruk evin yıkımının soruşturmanın tamamlanmasına kadar durdurulmasına ilişkin karar olduğunu hatırlatan avukat Kılıç, şunları dedi:
“Bu yönde savcılık kararı vardı. Ancak bu karara riayet edilmedi. Olay yeri incelemesi 27 Eylül’de yapıldı. Akabinde bu metruk bina yıkıldı. Aile, Rabia Naz’ın bu metruk binaya götürüldüğünü iddia ediyor. Metruk binanın yıkılmasına yönelik olarak savcının sözlü talimatı yeterli denilse de bunu asla bir hukukçu olarak kabul etmiyorum. Bu kadar önemli bir soruşturmada, bu kadar önemli olan bir delilin ortadan kaldırılması, hukuk kurallarını hiçe saymaktır. Soruşturma tamamlanıncaya kadar yıkımın durdurulmasına karar veren savcılık makamı, neden sözlü bir talimatla polis memurlarına buranın yıkılmasına yönelik işlem yapılmasına izin vermiştir. Bunun açıklanmasını istiyoruz. Zaten dosyada mevcut tanıkların da beyanları doğrultusunda çocuğun üzerindeki bazı talaş, saman ve fare yemiş gazete parçaları vardı. Çocuğun metruk ev çevresinde görüldüğüne dair bir tanık var. Baba, o yol üzerindeki metruk binaya gidiyor ve aynı talaş parçalarını da orada görüyor. Dosyada keşif anında dinlenen tanık ambulans şoförü de çocuğun üzerindeki talaş parçaları ile o evdeki talaş parçalarıyla birebir aynı olduğunu mahkeme huzurunda da söylüyor.”
“O ÇOCUK O ÇATIYA HİÇBİR ZAMAN ÇIKMADI”
31 Ekim tarihinde yeniden keşif yapıldığını hatırlatan Kılıç, “Keşif mahallinde 16,85 metre yükseklikten bir çuval atıldı. O çuval atılırken annenin gözlerine bakamadım bile. Çünkü polis memurları çuval atılırken adeta eğlenerek attılar. Bu çok çirkin, vicdansız ve kabul edilemez bir şekilde yapıldı. Elbette biz maket attırmasını da bilirdik, ama maalesef ki keşif kararının alınması bile bizim için bir hukuk savaşını kazanma şeklindeydi. Keşiften sonra raporu bekledik. Rapor geldikten sonra 20 Kasım’da dosyanın Adli Tıp’a gönderilmesini istedik. Dosyadaki tanıkların çelişkili ifadelerini açıkça ortaya koyduk. Bu tanıkların tekrar dinlemesini talep ettik ve bu taleplerimiz maalesef yerine getirilmedi. Bu soruşturmada kolluk kuvvetleri kesinlikle görevlerini yerine getirmemişlerdir. Görevlerini yerine getirmek bir yana suç işlemişlerdir, delil karartmışlardır ve dosyayı kapatmaya çalışmışlardır. Tek istediğimiz Rabia Naz’a ne olduğu, oraya kim tarafından getirildiğini öğrenmektir. Şimdi yumuşatılmaya çalışılıyor, ‘çocuk çatıdan düştü mü?’ O çocuk o çatıya hiçbir zaman çıkmadı” ifadelerini kullandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı
Kapalı