GiresunManşet Üstü

ÇADIR…

UFUK KEKÜL

Gözün aydın Türkiyem!..

Kabzımalı, manavı, seyyar satıcıyı, seracıyı terörist ilan ettiler. Antalya merkezli bilmem kaç ilde operasyonlar yapıldı.

Sonra Ankara ve İstanbul’da 80 kadar çadırla devlet, domates, biber, soğan, patates fiyatlarına müdahale etti.

7 kalem ürünü 1-2 lira ucuza yiyeceğiz.

Bayram ediyor milletimiz. Büyülenmiş gibiler.

İlle de yandaş kanallar bunu bir devrim olarak nitelendiriyor.

Böyle bir çözüm mutfaktaki yangını önler mi sizce?..

Tabi ki hayır, geçicidir, göstermeliktir, seçmene selam yola devam anlayışının ürünüdür. 15 milyon nüfusa ulaşmış kente kaç çadır kuracaksın da biberi 14 liradan 12 liraya satacaksın?

1980’lerdi.

Margarin, çay, şekerin tezgah altına indiği, benzin, gazın kuyrukla satıldığı, kahraman bakkalların süper marketlere karşı savaşının başladığı yıllardı.

CHP’li belediyelerin kurduğu Tansaş’lar geldi.Adındaki işleve uygun olarak piyasayı satışlarıyla tanzim ettiler.

Rahmetli CHP’li başkan Orhan Yılmaz da Giresun’a Tansaşlar açmıştı.  Böylece halkın bütün temel gıda ve diğer ihtiyaç maddelerine kolay ve ucuz ulaşımı sağlanmıştı.

Bununla birlikte her devlet kurumunun marketi ve kooperatifleri vardı.

O güzel yıllara dönüş mümkün mü?

Şimdi kapitalizme, liberalleşme batağına saplanmış, hayatın bütün alanlarından devleti çıkarıp, seyirci haline getirmiş bir ekonomik siyasal düzen var.

Bir tercih var.
Ama değiştirmek mümkün.

Yasayla ve alt yapısı oluşturulmuş sistemlerle, yerel yönetimleri paydaş kabul ederek bir çözüm bulunmalı.

Bunun için 1580 sayılı belediye yasasının ilgili maddeleri değiştirilerek belediyelerin semt pazarları ve manav marketler kurması daha da zorunlu hale getirilmelidir. Meclis kararlarıyla bütçelerde finansal kaynaklar yaratılmalıdır. O kaynaklar genel bütçeden katkılarla güçlendirilmelidir.

Yurttaşlarımızın özellikle bahçesinde, tarlasında, bağında yetiştirdiği tarımsal-hayvansal ürünleri yerel ürün pazarlarında tüketiciye sunmaları sağlanmalıdır.

Sokakbaşındaki, Nizamiye’deki taş üstündeki kadınlar pazarlarını özlemeyen var mı? Sonra yok edildiler, kadınlar köşe başlarında, kaldırım kenarlarında yağmur, çamur içinde bırakıldılar.

Sonuç olarak kurtuluş topyekün, seferberlik benzeri bir mücadeleyle ve ciddi, tutarlı, kararlı politikalarla mümkün.

Üretimi özendirmeliyiz, tarımdan ve hayvancılıktan geçinen nüfusu göçürmeden yerinde tutmalıyız.  İthalatı sınırlandırmalı, mazot, gübre, fidan ve diğer maliyetleri, fiyatları, vergileri düşürmeli, topraktan halka ürünün aracısız, direk ulaşmasını sağlamalıyız. Yandaş marketler zincirlerine halkalar eklenmemeli, kontrollü, denetimli bir piyasa oluşturmalıyız.

Yahu akıl var, mantık var çadırla fiyat, piyasa düzenlenir mi, çadır devleti miyiz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı
Kapalı