Manşet Üstü

UFUK KEKÜL’DEN 23 NİSAN YAZISI

Slogan atmaya, bağırıp çağırmaya, nutuk atmaya gerek yok!..

Önce bir gerçeği görüp kabul edeceğiz…

İmralı Süreci, Çanakkale’nin, Kurtuluş Savaşı ve Lozan’ın rövanşıdır.

Modern Sevr’dir.
Büyük Ortadoğu Projesi’nin Türkiye ayağının hayata geçirilmesidir.

Bir ulus devlet olan Türkiye Cumhuriyetinin, küresel güçler ve yerli işbirlikçileri eliyle yeniden dizayn edilmesidir.

Fark yoktur; Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nde vurguladığı ülke ile bu ülkenin…

 

Bu noktaya hemen birden bire gelinmedi.

Bu süreçte her şey önce ikileştirildi

Ulusu oluşturan yapının içindeki etnik kimliklerden birisi ayrıcalıklaştırıldı, ötekileştirilip, özelleştirildi, bir devlet içinde ikinci bir millet yaratıldı.

Ulusun ortak adında karşılık bulan kurucu unsur ortadan kaldırıldı.

 

Artık her şey iki tane…
Millet, dil, bayrak, toprak, hukuk, TV, ibadet…

Son olarak tek ordumuz TSK idi. Şimdi savaştığı PKK’ya da ordu deniyor. Ordumuz işgalci, onların savaşı meşru…Bunu diyen milletvekilleri de var.

Cephe de iki tane. Yurdun sınırları ve Kandil…

Adındaki ‘cani’ çıkarılarak güya esir tutulduğu kara parçasının adıyla anılan  İmralı diye bir lider var.

Halkına sesleniyor.

Öcalan, eş başbakan gibi. Müzakereyi ve komuta ettiği ordusunu yönetiyor.

Anayasa yapıyorlar. Önerileri, istekleri, tehditleri işe yarıyor. Değiştirilmesi dahi teklif edilmeyecek maddelerin cümleleri eğilip bükülüyor.

Yurdışından gelen heyetler iki başkente, (Ankara-Diyarbakır) uğruyor.

Hatta en son güzellik yarışmasında Türk ve Diyarbakır güzeli yarışacaktı.
Şimdi sırada PKK’ye ve liderine af var. Siyaset yapmasının koşulları hazırlanıyor. Bu yasalarla mümkün değil, halk hazır değil,  tepkiden korkuyorlar.
Öyleyse…

Cenevre sözleşmesindeki ‘mülteci’ statüsünü elde ederek ülkemize sınır dağlarda daha güvenceli şekilde ellerinde silahlarla coğrafyamızın şekillenmesinde ‘kullanılmak üzere’ yaşayacaklar.

Adına basın denilen müstemleke paçavraları yazıyor.

Karadeniz dağlarındakiler de gidiyorlarmış. Oh ne güzel savaş bitti!…

Katliamlarıyla kan kusturdular bu ülkeye. Yaptıkları yanlarına kar kalacak.

Dünyanın hangi devleti ellerindeki silahları bırakmayan terör örgütüyle masaya oturdu?..Hangi ülkenin ordusu terörle mücadeleyi bırakarak teslim oldu?

 

O zaman düşman kime denir?..Ordumuz neye var?..

 

*                                        *                                      *

TBMM,  Emperyalizme, onun yerli işbirlikçilerine karşı topyekün başkaldırarak, savaşarak, Cumhuriyetini kurmuş dünyadaki tek ulusun temsil edildiği kurumdur.

Bu kurum eğer; adındaki Türkiye’yi, adındaki büyük milletin varlığını, o milletin en başta birlik ve bütünlüğünü, onların refahını, barış, huzur ve güvenini, hak ve özgürlüklerinden daha fazla nasiplenmesini sağlayamıyorsa…

 

Eğer o TBMM’de, o TBMM’yi kuran halka ve O’nun önderi Atatürk’e, O’nun kurduğu Cumhuriyete, o Cumhuriyetin bayrağına, toprağına karşı savaşan unsurlar varsa, o TBMM  yeniden kurulmalıdır.

 

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı…

Ama artık ulus ve egemen değiliz. Geriye sadece çocuk kısmı kaldı. Onların da geleceklerini yok ettiler.
Bayram yapmaya da gerek yok, zaten yasak.

 

Dün 23 Nisan’dı. Neşe dolamadık

 

(24 NİSAN 2013)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir