logo

reklam
izmir escort izmir escort izmir escort
izmir escort
izmir escort
izmir escort
izmir escort
izmir escort

TÜRK’ÜN TARİHLE İMTİHANI(1)


Türkiye bir darbe teşebbüsü yaşadı.15 Temmuz yaşadı bu ülke.İhaneti yaşadı ve ihanet edenlere karşı canıyla ortaya koydu vatana sadakatını  kalleşce devleti ele geçirmeye yeltenenlere onurlu duruşu ile sed oldu.15 Temmuz akşamı ihanetle dirayetin savaşını yaşadun bu halk ve milli irade zafer çaldı. Bizim nesil ve bizden sonrakılar o geceyi hiç unutmayacak ve unutmamalıdır da..
Fakat unutulmaması gereken çok önemli bir gerçek daha var ;o akşamın akabinde yaşananlar.Önemli makamları iştikal eden nice zatların kayıplara karışması aranan nice önemli şahısların telefonlarına ulaşılamaması  değil kastettiğim,dindaşlarımız soydaşlarımız olan devletler başta olmakla dünyanın demokrasiyi hiçe sayarak sandığı elinin tersiyle iterek milletin iradesine hilaf bir cunta ayaklanması karşısında göster(me)miş olduğu tavırı unutmamalıyız.
Dünyada var olan 46 İslam devleti içerisinde sadece Can Azerbaycan ilk olarak 15 Temmuz gecesi yaşanan darbe teşebbüsünü şiddetle kınamış ülke olarak her zaman kardeş Türkiye nin yanında olunacağı  Devlet Başcısı İlham Aliyev tarafından beyan edilmiştir.Azerbaycan Cumhurbaşkanının eşleri milletvekili Mihriban Aliyeva hanımefendi de aynı gece henuz Türkiye de bir çok önemli makam sahipleri fikir beyan etmekten kaçınarak beklemeyi tercih ettikleri saatlarda şahsına ait resmi facebook sayfasında Sn.Aliyev ve Sn.Erdoğan ın kucaklaşmış oldukları resimi  yayınlamış ve  yazdığı samimi destek mesajı ile hepimizi duygulandırmışlardı.Yani tarih boyunca olduğu gibi iki kardeş devlet bir daha dünyaya birlik beraberlik mesajı vermiştir.
Yakın tarihlerde İstanbulda gerçekleşen Uluslararası Enerji Kongresinde Azerbaycan Devlet Başkanı konuşmasında  tekrar bu konuya değinmiştir:"Temmuz ayında Türkiye çetin bir sınavdan şerefle çıktı. Türk halkı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın etrafında birleşerek büyük kahramanlık göstererek darbe girişimini karşısına aldı, devleti korudu. Türkiye’nin bugününü ve geleceğini korudu. Biz Azerbaycan olarak sizinle gurur duyuyoruz" demiştir.
Ne acıdır ki İslam Dünyasının tüm sorunlarında elini taşın altına koyan ülkemize bu devletlerden hain darbe teşebbüsüne yönelik beklediğimiz destek gelmemiştir.Hayatını TURAN mefkuresine adamış bir akademisyen olarak büyük üzüntü ile aynı dine nensup olduğumuz ülkelerin tavırlarıyla ilgili yaşadığımız hayal kırıklığının aynı soydan olduğumuz ülkeler timsalında da yaşadığımızı belirtmeliyim. Türk Devletlerinin Türkiye de devleti ele geçirmek isteyen hain girişime tepkisi tıpkı Azerbaycan gibi anında olmalı idi ve o zor günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan la omuz omuza vermelerini beklerdik. 
Türkiye nin sabitliği Türk Dünyasının huzurunun teminatıdır bunun unutulmaması gerekiyor.Bir millet iki devlet felsefesinin banisi ulu önder rahmetlik Haydar Aliyev Azerbaycan ın bağımsızlığının ilk yıllarında Fransa da resmi seferde iken o ülkedeki pkk lıların adeta avukatlığını yapan madam Mitterand ı da susturacak bir zeka ile dönemin Cumhurbaşkanı Mitterand ın sözde ermeni soykırımı ile ilgili Türkiye ye yüklenmesine " Türkiye nin ayağına atılan taş bizim başımıza değer"cevabını vererek iki ülke arasındakı sarsılmaz bağa vurgu yapmış idi.Yani iki yıl önce Romanya da yapılan ve Türkiye nin bulunmadığı bir toplantıda Ermenistan cumhurbaşkanı Sarkisyan ın ülkemizle ilgili sarf ettiği hezeyanlara İlham Aliyev in " Türkiye burada yoktursa ben varım " diyerek haddini bildirmesi dünya kamuoyu nazdinde geleneksel Azerbaycan Türkiye birlikteliğinin tezahürü olmakla birlikte iki ülke arasında şerefli bir sahiplenme geleneğin de devamıdır.
Azerbaycan ile Türkiye arasındakı münasebetin özünde soydaşlık esasına bağlı duygusal bağlar gönüldaşlık  var ve tarih boyunca da hep olmuştur.Bu ahvali ruhiyyeyi  anlaya bilmek o gönül köprüsünün nasıl inşa edildiğini idrak etmek için tarihten günümüze kısaca da olsa nazar salmak zerureti ortaya çıkmakta.
Hepimizin malumudur ki Osmanlı devletinin kuruluşunda önemli rol oynayan Akşemseddin Hacı Bayram Veli öğretisinin taşıyıcısı devamcı olmuştur.Hacı Bayram Veli Bakü Tiflis Şiraz ın kültür ve tasavvuf ehlini manevi cihetden temin eden önemli öğretinin piri olmuştur.Hatta Hoca Alaeddin Erdebili Erdebil tekkesinin Şeyhi iken Hacı Bayram Veli bu tekkeyi ziyaret etmiştir.
Erdebil Tekkesinin gelenek ve görüşleri, gerek Anadolu tekkelerinin tasavvuf görüşleri ve eylemleri tıpa tıp Bayramiye’ye uyum göstermektedir. Hacı Bayram Veli’yi sadece bir yolun  gelenek ve kalıpların içinde görmek oldukça güçtür.Hacı Bayram’ın ölümünün ardından Akşemsettin onun yolunu takip ettirmiştir. Bayramiliğin asıl takipçisinin Akşemsettin olduğunda bütün kaynaklar birleşir. Akşemsettin’in arı bir dille pirine yazdığı bir şiiri şöyledir.

 

Aşık oldum sana candan

Hacı Bayram pirim sultan

Gönül himmet umar senden

Hacı Bayram pirim sultan

 

Irak mıdır yollarımız

Taze midir güllerimiz

Hub söyler dillerimiz

Hacı Bayram pirim sultan

Hacı Bayram Veli nin Akşemseddin in Azerbaycan dan Manisa ya göç eden Şeyh Nigari Hazretlerinin öğretileri bu coğrafyada var olan soy birliğini maneviyat birliği ile pekiştirdi ve ne yazık ki Türk tarihinin kanla çizilmiş Çaldıran savaşı birge atan gönülleri yaraladı. Yüzyılların ötesinden ders çıkarmamız gereken bu olay mütemadiyen siyasi çıkarlar nedeni ile bölgede Türklerin varlığından rahatsız olan dış mihrakların tetiklemesi ile alevlendirildi bizi zayıflatan bir birimize düşüren bu fitne fücür ocağının sönmesine müsaide edilmedi.
Azerbaycan Türkiye ile ilişkilerini tarih boyunca  her türlü mezhebsel olayların fevginde yütütmüş Türkiye Azerbaycan ı Can olarak görmüştür. Türkiye de yaşayan Azerbaycanlıların Tarihi adlı kitabın yazarı olmam nedeni ile ülkemizde 6 milyonun üstünde Azerbaycan Türkü yaşadığını bilmekteyim ve bu insanlar tarih boyunca tıpkı Balkan savaşına Azerbaycan dan gönüllü birlikler halinde katılarak evlad i Fatihanın savunmasında can veren, Çanakkale savaşına katılarak şehid olan, milli mücadele döneminde evlilik yüzüklerini satarak Anadolu nun yadellere geçmemesi için yardım gönderen kardeşleri gibi Türkiye nin bölünmez büyünlüğü için yaşamış varlık göstermiş şehit olmuşlardır.Tıpkı Türkiye nin yedi düvele karşı savaştığı bir dönemde Azerbaycan dan gelen yardım talebi üzerine 1918 zor şartlarında bir ay gibi kısa zamanda yarattığı Kafkas İslam Ordusu ile Bakü yü Gence yi Karabağ ı düşmandan kurtararak bu yolda canını feda eden Mehmetciğin kardeş vatanın halası için terettüt etmeden ölüme atladığı gibi..
15 Temmuz darbe gecesi Özel Küvvet Komutanlığında görev yapan vatan evlatlarımız kahramanlığın tarihini yazdılar ve o şehit anaları içinde ağıtını hiç kaybetmediği o güzelim Azerbaycan şivesi ile yakan  İğdır lı mübarek ananın "vatan sağolsunu" hepimizin ortak duası ve temel isteğidir.Ama bu yazıyı yazmama sebebiyet veren bazı nahoş gelişmeler göstermektedir ki Türkiye ile Azerbaycan ın birliğinden beraberliğinden rahatsız olanlar çok daha korkunç sinsi planlar peşindeler.
Şöyle ki dört tarafımız ateşten gömlek iken Ortadoğu da transatlantikten yazılmış senaryoların  devreye sokulduğu bir dönemde fetö ihanet şebekesinin kökünün temamen kazınması ümde işimiz olmalı iken, pkk terorü ve onu besleyenlerin yok edilmesi için bataklıkların kurutulması için milletce seferberlik ruhunu oluşturduğumuz bu ortamda birileri durup dururken ortaya İğdır merkezli ama tüm Azerbaycanlıları hatta can Azerbaycan ı bile rencide eden bir şia tartışması attı.Buyurun cenaze namazına. Musul meselesi konuşulduğu Kerkük ün gözlerinin bizden gedecek destek için yollarda olduğu ve en önemlisi ülkenin geleceğe yönelik daha güçlü addımlarla ilerlemesi için  başkanlık sisteminin halk tarafından müzakereye açıldığı bir süreçte sanki içimizde sorunumuz hiç yokmuş gibi neden böyle bir gereksiz zamansız sevimsiz konu ortaya atılıyor ve saygısızca saldırıya maruz bırakılan milyonlarca insanımızı rencide etmek küstürmek kimin işine yarıyor?
Şahsen ben günlerdir Türkiye nin dört bir tarafından bana yazan arayan yüzyüze görüşen insanların STK nın Azerbaycan dan hayretler içerisinde olayları izleyen soydaşlarımın " komşuda bunun için fırsat bekleyen devletin ekmeğine neden yağ sürüyorlar?" sorularına muhatap olmaktayım.
Fetö meselesini ortaya yeni konu atarak unutturmaya çalışan bu örgütün medya ayağı önce Türkiye nin darbe teşebbüsünden sonra yaptığı her türlü önlemin neredeyse tümünü yapan ve Cumhurbaşkanımızla aynı hareket eden Azerbaycan ı hatta daha da ileri giderek rahmetlik Hayder Aliyev i hedefe koydular iftira mahiyetinde yayınlar yaptılar.İşin ilginç kısmı bu yazıları gazeteci arkadaşlarına lobi oluşturtarak yazdıranlar düne kadar fetönün borozonluğunu yapıyorlardı. Azerbaycan Devlet Başkanını ve ailesini hocaefendilerine şikayet ediyor Aliyev ailesi ile ilgili mini çaplı itiraz mitingleri yaptırıyorlardı şimdi 180 derece farklı tarafta varlık göstermekte U dönüşü yapmaktalar.
Daha vahimi Türkiye ile münasebetlerine 1918 de kurulmuş Milli Cumhuriyet döneminden itibaren Mehmet Emin Resulzade , 1990 sonrasında Ebülfez Elçibey, Haydar Aliyev ve hazırda İlham Aliyev tarafından kararlı  bir şekilde komşu devletlete rağmen yalnız soydaşlık karakterinden bakan, iki ülke arasındaki tüm gönül ve işbirliğinde tek bu perspektivi esas alan Azerbaycan ı ısrarla mezhep bazlı bir sürece itme gayreti gösterenler kime hizmet ediyorlar?
Komşumuzda oynanan futbol maçlarında 70-80 min Traktor taraftarının stadyumu süsleyen Türk bayraklı tezarühatını oluşturan gençlik bu gereksiz mezhep tartışmasından nasıl olumsuz etkilenir diye düşünüldümü?Yoksa o gençliğin yüzünü döndüğü Türkiye ye sırt çevirmesini arzu ettiğiniz içinmi yapıyorsunuz bunu?
İçinde bulunduğumuz durum Türkiye nin bekası için hepimizin birleşmemizi zeruri kılmışken neden ayrışma yapıyorsunuz?
Sn Cumhurbaşkanımız geçen bir STK görüşmesinde " 15 Temmuz da yalnı bırakıldım yanımda yalnı millet vardı" dediler. Son dönemlerde gereksiz şia tartışmalarını körükleyen siyasetci gazetecileri görünce milletin liderinin arkasında kenetlenmesinden rahatsız olanların tefrika yaratmak istediklerine bir daha şahit oldum ama başaramayacaklar.
Türkiye nin bugününde mezhep tartışmalarının gündeme gelmesinin ülkenin tam ortasına bırakılan pili çekilmiş bomba demek olduğunu bu ülkenin ekmeğini yeyen havasını soluklayan her kes bilmekte. Fiili darbe telebbüsünde başarısız olanların fikri darbelerden medet umduğunu görmekteyiz ama biz bu filmi daha önce seyrettik.
Azerbaycan Devlet Başkanı son İstanbul konuşmasında dünyanın gözü önünde " bu Türkiye ye sene içerisinde 8 ci gelişim ve biz ülke olarak millet olarak hep birlikte olacağız" dediler.
Türkiye Cumhurbaşkanı Sn Erdoğan   iki ülke ile ilgili  kendisine yöneltilen soruya koluna sıkıca girdiği Sn Aliyev e işaret  ederek" Kardeşim cevaplandırsın o benim duygularımı da ifade ediyor" dediler.
Yani hem Azerbaycan hem Türkiye halk olarak da devlet olarak da  tarih boyunca olduğu gibi bir olduklarını ve bir olacaklarını diri olacaklarını teyit etmiş ülkelerdir.Tüm dünyanın bildiği bu birlik ve ayrılmazlık eurovizyon şarkı yarışmasında dahi batılı devletlerin alaycı bir tavırla evet Türkiye ile Azerbaycan"bizi şaşırtmadı" 12 tam puanı bir birlerine verdiler diyerek rahatsızlıklarını dile getirdikleri hakikatıdır.Bu bağlılıktan rahatsız olanların mezhep faaliyetlerini artırma gayretlerine inat sokaktaki halklar da devletlerdeki  başlar da dünyada bize en yakın ülke hankısıdır sorulduğunda Azerbaycan  da Türkiye  Türkiye de  Azerbaycan  cevabını vermekteler.
15 yıl önce yazmış olduğum ve Azerbaycan Eğitim Bakanlığının 1 mayıs 2000 yıl tarihli kararına istinaden ali mektebler için ders kitabı olarak okutulması tavsiye edilen"XVII Asrın Başlarında Safevi -Osmanlı Münasebetleri Türkiye Kaynaklarında"adlı kitabımın 148 sayfasında  bir paragraf var:"Safevi Osmanlı ilişkilerinde sünni şia fitnesini esas faktor olarak taktim eden araştırmacıdan daha ziyade kızıştırıcı gibi olayları irdeleyen bazı tarihcilere  "küçük" bir tarihi gerçeği hatırlatmak isterim ki Timuroğulları İmparatorluğunun büyük serkerdesi Emir Timur Gürkan ın kendisi de ülkesi de şia mezhebinden değildi ve Yıldırım Bayazit ile savaşma nedeni de mezhep değildi… Bir Türk olarak ecdadlarımızın yaşadığı  talihsiz olayların acı hakikatlarının ağırlaşmış yükünü omuzlarında hisseden bir aydın olarak idrak ediyorum ki bize görev olarak ayrışmayı özendiren değil birleştirmeiyi pekiştiren nesiller yetiştirmek düşer."
Nitekim ki Ankara da üst üste yaşanan kanlı teror olayları sonrasında dünya tarafından yalnız bırakıldığımızda Azerbaycan dan bir uçak dolusu insanı yanına alarak "siz gelemiyorsanız  biz geliriz "mesajıyla bizleri sevindiren düşmanı üzen Devlet Başkanı İlham Aliyev tarihe unutulmayac bir not düşdüyse aynı şekilde G-2O Zirvesine ev sahipliği yatan Türkiye üyeler dışında misafir ülke davet etme yetkisini Can Azerbaycan dan yana kullandı ve bu açıklama bizzati Cumhurbaşkanımız  Sn . Erdoğan tarafından yapılarak tarihte yerini aldı.
15 Temmuz darbe teşebbüsü ve akabinde de aynısı yaşandı ve yaşanmalıdır da zaten başka türlüsü düşünülemez.
Tarihe dönecek olursak Türkiye 1918 de bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan Milli Cumhuriyetini ilk olarak tanımakla kalmamış Padişah VI . Mehmet in emri ile Azerbaycan delegasyonuna Pera Palas ta üst düzeyde ağırlanma yapılmış , Mehmet Emiin Resulzade başkanlığındakı  heyet padişah tarafından samimiyetle  kabul edilmiş ve diğer dünya devletleri tarafından  yeni kurulmuş Azerbaycan devletinin tanınması için dönemin zor koşullarına rağmen azami çaba gösterilmiştir.

Biz Türkler zor şartlar altında vatan yaparız zor şartlar altında bayrak çekeriz.Ama zorluklara rağmen tarihin kendisine inat  tarih yazarız.Bugünlerde imtahandır. Yüzümüzün akı ile geçeceğiz zor olan bugünlerden bu imtahandan, yoksa ayrışır parçalanır tuzla buz oluruz.Başaracağız..
Mezhep( kelime anlamı yoldur)tartışmaları ise beyhude çabadır.Bu dünya bir yoldur ve menzile yetişmek için herkesin  gideceği yolu kendi tercihi olmalı saygı duyulmalıdır, mühim olan varılan yerdir.Gönüller bir olsun.Buluşma noktamız ora olmalı..
Ayrılmamız imkansız bizler birlikte Tam ız Biri Yürek  biri Can ız..

Share
#

SENDE YORUM YAZ

8+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • GİRESUN’A KİMLER İHANET EDİYOR?!

    05 Aralık 2017 Giresun, Köşe yazıları

    “Giresun’un tam ortasında yükselen ucube binanın yapımına kim ya da kimler izin verdiyse Giresun’a ihanet etmişlerdir.”  “Yüksek binalar gelişmişliğin değil bencilliğin ve gericiliğin sembolüdür”  Tevfik KARA MAYIS 2017’de memlekete gittiğimde bir de Giresunspor’un bir maçını izleyeyim dedim ve stadyuma girdim. Basın tribününde yerimi aldım. Aldım almasına da karşımda kibrit kutusu gibi yükselen  u...
  • RIZA OLAYI…

    19 Kasım 2017 Köşe yazıları

    Aralarında organize kirli ilişkiler olduğu yönünde ciddi iddialar olan bu kişileri 'ucu nereye giderse gitsin' eğer biz yargılasaydık, muteber kişi kabul edip aklamasaydık her şey farklı olurdu... Örneğin ABD'nin bu kişiler üzerinden elde ettiği istihbari bilgileri tehdite dönüştürmesine, ülkemize dönük emperyalist projelerini uygulatmak için uyguladığı baskılara ve onursuzlaştırmaya boyun eğmezdik.  Koskoca Türkiye Cumhuriyeti, köklü bir dışiş...
  • SUÇSUZLUK VE CEZASI

    14 Ekim 2017 Köşe yazıları

    İçeriğine girmeyeceğim. Özeti şu… Nurettin Canikli’nin Fetullah Gülen’e ABD’de oturum izini alması için açılan davanın duruşmasında bir gurup milletvekili ile birlikte kefil olması, FETÖ’den aranan bir şahısa ait AKP il binasına 15 Temmuz sonrası Canikli’nin ve Cumhurbaşkanının pankartının asılmasına ilişkin yaptığım iki haber nedeniyle hakkımda açılan dava sonuçlandı.   Herkes yapmıştı, ulusal, yerel medya... Ama dava bana açıldı.  ...
  • SAHİLE GEL SAHİLE!..

    09 Ekim 2017 Köşe yazıları

    “Bizi yok edecekler şunlardır: İlkesiz siyaset; vicdanı sollayan eğlence; çalışmadan zenginlik; bilgili ama karaktersiz insanlar; ahlâktan yoksun bir iş dünyası; insan sevgisini alt plana itmiş bilim; özveriden yoksun bir din anlayışı” (Mahatma Gandhi) ÖNCELİKLE  merhum Hasan Ali Tütüncü’nün vefatıyla boşan AK Parti Giresun İl Başkanlığına seçilen Av. Aytekin Şenlikoğlu’nu tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyorum. Ancak ş&oum...
istanbul hava durumu Kalite belgesi Saç Protezi