logo

reklam

Ne Mutlu Türk’üm!

2 gönüllü Alayla Sarıkamış'a yürüdük destanlar yazdık…
(89. ve 94. Giresun Gönüllü Alayları -Aralık 1914)

2 gönüllü Alayla Kurtuluş Mücadelesinde 
Afyonkarahisar ve Dumlupınar'da da biz vardık…

(42. ve 47. Giresun Gönüllü Alayları-1921)

Bu vatan için savaştık, şehit düştük…
Ama asla vazgeçmedik. Vazgeçmeyiz de…
Gerekirse yine dönmeyi düşünmeden yeni destanlar yazarız…

 

Bu ülkenin ve Milletinin nasıl bir bedelle var olduğunun hikayesini anlatacağım size…

Hem de bizden ailemden bir örnekle…

Bu örneğin nezdinde Tüm Türk Milletinin hikâyesidir bu…

 

Bulancak'ın en eski esnaflarından Babam; Terzi Hüseyin Çamaltı, Babası Mahmut'un kendisine anlattıklarına göre, Doğu cephesinde Ruslar ve Ermenilerle savaşmak üzere giden ve bir daha geri dönmeyen (1914) amcalarının hikayesini şöyle anlatıyor;
 

"Bizim sülalemiz, Mehdioğulları adıyla anılmaktadır ve bizim ailemiz Talipli köyüne yerleşmiştir. Sülale, Orta Asya'dan Horasan'a giden ilk Türk boylarındandır. Horasan'dan Erzurum bölgesine göç eden sülale sonradan Karadeniz bölgesine inen Türk boyları ile Giresun Görele'ye, oradan da Karadeniz bölgesine dağılmıştır. Dedem Mesut Bulancak’ın Talipli köyüne yerleşmiştir. 

Dedemin üç erkek çocuğu; Babam Mahmut, Amcalarım Hüseyin ve Ali 'dir.

Babam biz küçükken hep anlatırdı. Kardeşleri Hüseyin ve Ali Rus'lar ve Ermenilerle savaşmak üzere Doğu cephesine asker olarak gitmişler.

Ancak öncesinde; Hüseyin Amcam dini eğitim almak için İstanbul'a gitmiş ve 10 yıl burada kalmış. Dini eğitimini tamamlayan Hüseyin Amcam geri döndüğünde Mesut Dedem, "Oğlum dini tahsil yaptı geliyor" diye hazırlıklar yaptırarak Talipli Köyü camiinde mevlitli karşılama töreni yaparak köylüye ziyafet veriyor. 

Mevlit devam ederken, Hüseyin amcamın geldiğini duyan zaptiyeler köye geliyor ve Hüseyin Amcamla küçük kardeşi Ali Amcamın asker kaçağı olduğunu ve hemen götüreceklerini söylüyorlar.

Mesut Dedem askerlere; "Oğlum Hüseyin 10 yıldır İstanbul'da dini eğitim görüyordu. Daha yeni geldi. Eve dahi uğramadan camide yapılan bu törene katıldı. Tören bitiminde birlikte eve gidelim. Birer kahve içeriz. O da evini ocağını görmüş olur. Ondan sonra alır gidersiniz" demiş.

Askerler kabul etmiyorlar ve tören bitince Hüseyin Amcamla Ali Amcamı alarak götürüyorlar. Bu onların köylerini son görüşleri olmuştur. En acısı da Hüseyin Amcamın 10 sene sonra geldiği köyünde 200 metre mesafedeki evini bile göremeden bir daha dönmemek üzere gitmesidir…

Çocuklarından bir daha haber alamayan Mesut Dedem sonradan yaptığı araştırmalarda ancak; Oğullarının Doğu cephesine Sarıkamış'a gönderildiklerini öğrenebiliyor.

Ve en nihayetinde Hüseyin ve Ali amcamların Sarıkamış'ta şehit düştükleri haberi ve künyeleri geliyor. Tıpkı tüm Giresun'dan giden ve birçoğu bir daha geri dönemeyen diğer Hüseyin ve Ali'ler gibi.  

Diğer kardeş Mahmut Babamda yine o dönemlerde askerlik görevini yapmış. Ancak babam cepheye gitmemiş. 12 sene boyunca askerlik yapmış ve kaptan olarak kayıkla Giresun'a erzak taşıma görevini yerine getirmiş. Bu olanlardan yıllar sonra ben dünyaya gelmişim ve Babam büyük abisi Hüseyin'in hatırasını yaşatmak için adını bana vermiş."
 

Böyle anlatıyor Babam Terzi Hüseyin Çamaltı; Hiç görmediği hiç tanımadığı amcalarının bu vatan için canları pahasına verdikleri mücadelelerini.
Şahadet en kutsal rütbedir. Vuruşarak veya donarak şehit olan bu kahramanlar son ana kadar görevlerini yerine getirmişler ve Şahadet mertebesini hak etmişlerdir. 
 

Ruhları Şad olsun…

 

İşte bu Ülke ve Milleti Bu Vatanı böyle var etti.

Bir daha dönmemek, bir daha görememek pahasına…

Tıpkı hikâyemizdeki Hüseyin ve Ali Amcalarım gibi…

Tıpkı 30 yılda sayıları 30 binleri bulan terör şehitleri; Hüseyinler, Aliler, Ahmetler, Mehmetler, Ayşeler, Fatmalar gibi…

 

Ne Mutlu Türk’üm…

Ne Mutlu Türk’üm Diyene…

 

ZAFER ÇAMALTI

Gazete Savaş Genel Yayın Yönetmeni

29.04.2013

Share
#

SENDE YORUM YAZ

10+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • GİRESUN’A KİMLER İHANET EDİYOR?!

    05 Aralık 2017 Giresun, Köşe yazıları

    “Giresun’un tam ortasında yükselen ucube binanın yapımına kim ya da kimler izin verdiyse Giresun’a ihanet etmişlerdir.”  “Yüksek binalar gelişmişliğin değil bencilliğin ve gericiliğin sembolüdür”  Tevfik KARA MAYIS 2017’de memlekete gittiğimde bir de Giresunspor’un bir maçını izleyeyim dedim ve stadyuma girdim. Basın tribününde yerimi aldım. Aldım almasına da karşımda kibrit kutusu gibi yükselen  u...
  • RIZA OLAYI…

    19 Kasım 2017 Köşe yazıları

    Aralarında organize kirli ilişkiler olduğu yönünde ciddi iddialar olan bu kişileri 'ucu nereye giderse gitsin' eğer biz yargılasaydık, muteber kişi kabul edip aklamasaydık her şey farklı olurdu... Örneğin ABD'nin bu kişiler üzerinden elde ettiği istihbari bilgileri tehdite dönüştürmesine, ülkemize dönük emperyalist projelerini uygulatmak için uyguladığı baskılara ve onursuzlaştırmaya boyun eğmezdik.  Koskoca Türkiye Cumhuriyeti, köklü bir dışiş...
  • SUÇSUZLUK VE CEZASI

    14 Ekim 2017 Köşe yazıları

    İçeriğine girmeyeceğim. Özeti şu… Nurettin Canikli’nin Fetullah Gülen’e ABD’de oturum izini alması için açılan davanın duruşmasında bir gurup milletvekili ile birlikte kefil olması, FETÖ’den aranan bir şahısa ait AKP il binasına 15 Temmuz sonrası Canikli’nin ve Cumhurbaşkanının pankartının asılmasına ilişkin yaptığım iki haber nedeniyle hakkımda açılan dava sonuçlandı.   Herkes yapmıştı, ulusal, yerel medya... Ama dava bana açıldı.  ...
  • SAHİLE GEL SAHİLE!..

    09 Ekim 2017 Köşe yazıları

    “Bizi yok edecekler şunlardır: İlkesiz siyaset; vicdanı sollayan eğlence; çalışmadan zenginlik; bilgili ama karaktersiz insanlar; ahlâktan yoksun bir iş dünyası; insan sevgisini alt plana itmiş bilim; özveriden yoksun bir din anlayışı” (Mahatma Gandhi) ÖNCELİKLE  merhum Hasan Ali Tütüncü’nün vefatıyla boşan AK Parti Giresun İl Başkanlığına seçilen Av. Aytekin Şenlikoğlu’nu tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyorum. Ancak ş&oum...