Manşet Üstü

MUCİZEM OLUR MUSUN?

Mucize, insanın olağan dışı gördüğü bir olay karşısında hissettiği duygunun yansımasıdır. Ya da o hissi kendi duygu dünyasında adlandırmasıdır. Örneğin bana göre, günümüzde etkili ve anlamlı bir iletişim kurmayı başarabilmek küçük çaplı bir mucizedir. Çünkü içinde bulunduğumuz çağda en zor olan şeylerden birisi; anlaşılır ve etkili bir iletişim kurabilmektir…
Ne zaman ki dinlemek gibi maliyeti olmayan bir hazineyi unuttuk; öğrenmeyi, bilgiyi ve dolayısıyla iletişim kurma yeteneğimizi kaybettik. Bilgi dağarcığımızı boş bıraktıkça köreldik, kelime haznemizdeki cephanemiz azaldıkça da cümle kurmakta zorlandık. Hal böyle olunca da ne kendimizi anlatabildik, ne de karşımızdakini anlayabildik… Gerek ekranlarda , gerek yaşadığımız gündelik hayatta kim daha çok bağrıyorsa o kadar çok başarılı ya da haklı olduğunu zanneder hale geldi. Bir çığırtkanlıktır aldı başını gidiyor… Olabildiğince yüksek perdeden bağırıyoruz… Oysa ne kadar yüksek tonda bağırırsak bağıralım , içi boş olan ve bizim bile inanmadığınız tüm haykırışlarımız tıpkı bir duvara çarpar gibi, bize dönecektir. Böylesi boş çığlıklar, hiçbir probleme çözüm olmadığı gibi, anlattıklarımız veya anlatmaya çalıştıklarımız geçici , anlık bir rahatlama duygusundan öte gitmeyecektir.
Unutmamak gerekir ki karşımızdaki kim olursa olsun ,hatta en saçma sapan sözler söylüyor olsa da, o saçma sözlerden bile edinebileceğimiz yeni bir tecrübeler vardır. Filozof Plutarch, çağlar ötesinden “dinlemeyi bilirsen, kötü konuşanlardan bile bir şeyler kaparsın” diye seslenerek antik çağda dahi dinlemenin ne denli erdemli ve önemli bir davranış durumu olduğunu ifade etmektedir.
Dinlemek mucizesini başarabildiğimizde, insanları başkalarının anlattığı hikayelere göre yargılamak yerine; azıcık zahmete girip, tanımaya ve anlamaya çalışacağız; belki de başka düşüncelerle etkileşim kurarak, düşünce ve fikir tutulması yaşamaktan kurtulacağız. Böylece kendimize büyük bir iyilik yapmış olacağız. Dahası “işlemeyen demirin pas tutması” gibi geri dönüşümü olmayan fikir ve beynimiz de işletmediğimiz için pas tutmaktan kurtulacaktır.
Yorumlamaya çalıştığım bu durum, genel olarak günümüzdeki tüm insan ilişkileri için geçerlidir. Çünkü en basit bir durumda bile bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olduğumuzu sanıyoruz. Bilgiyi “kopyala yapıştır “olarak aldığımız gibi insanlar hakkındaki yorumlarımızı da maalesef aynı şekilde yapıyoruz. Oysa karşılıklı konuşabilmek, en zıt fikirleri bile sohbet tadında tartışabilmek nasıl erdemli bir duygu. Bir farkına varabilsek…
Özellikle de tüm dünyada olduğu gibi , ülkemizin de derinden etkilendiği pandemi döneminde daha çok dinlemeye, daha çok anlamaya ve anlatmaya ihtiyacımız var. Hepimizin yürekleri dolu. Biliyorum ki hepimiz hasretiz, kırk yıllık hatırlı Türk kahvesinin kokusu eşliğinde dost sözlerine…
Ben bugün en zıt fikirlerde olduğumuz bir arkadaşımı seçerek, telefonla arayıp dinleyeceğim. Sonra da birgün beni dinlemesi için ondan randevu isteyeceğim.
Hadi sizde bugün, hem kendinize hem de seçeceğiniz arkadaşınıza, dostunuza ya da sevdiğnize bir iyilik yapın; gününüzün uygun bir zaman dilimini onu dinlemeye ayırıp birbirinizin mucizesi olun. Her yeni günün bir mucize tadında olması dileğiyle sağlıcakla kalın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir