logo

reklam
izmir escort bayan
escort kuşadası

KADINA ŞİDDET BİZE KİMDEN MİRAS KALDI?


Ümran TURGUT
giresun28haberyazar18@giresun28haber.com

        Yıllarca batı ile kendimizi kıyaslamak, medeniyeti batıda aramak yerine, kendi tarihimizi ve geçmişimizi iyi anlayabilseydik acaba bugün kadın-erkek eşitliği ve kadına şiddeti konuşur olur muyduk?

 

Ülkemizde kadınlar her geçen gün daha da çok şiddete maruz kalırken, asırlar öncesinde kadının Türk toplumundaki yeri ve önemi gıpta edilecek durumdadır.

 

Eski Türk toplumlarında aile en önemli sosyal birlik olup, ailenin temelini teşkil eden kadın, Türk destanlarında ve Türk felsefesinde öyle yüce bir mertebeye kurulmuştur ki kadını böylesine yüce bir varlık haline getiren töreye ve kültüre hayran olmamanın imkânı yoktur. Kadın, erkeğin biricik yoldaşı ve çocuklarının anası olmak gibi önemli bir vazifeyle görevlendirilmiştir. Daha da önemlisi Türk Milletinin tek bereket kaynağıdır. Kendisine verilen bir takım haklardan dolayı hanların, hakanların, cengâverlerin önünde saygıyla eğildikleri bir şeref abidesidir. Şöyle ki;

 

Türklerin en eski destanlarından biri olan Yaradılış Destanı’nda Yaradan’a ilham veren Ak Ana adında bir kadındır.

Bilge Kağan kitabesinde Kağan hitabına; “Sizler Anam Katun,Büyük Annelerim,Hala ve Teyzelerim ,Prenseslerim “ sözleriyle başlamaktadır.

 

Eski Türk destanlarında kadın erkeğin her daim yanında yer alırdı. Erkeğinin güç ve ilham kaynağı kabul edilirdi. Hakanın buyrukları yalnız “Hakan buyuruyor ki” ifadesiyle başlamışsa geçerli kabul edilmezdi. Yabancı devletlerin elçilerinin kabulünde hatun da hakanla beraber olurdu. Tören ve şölenlerde kadın, hakanın solunda oturur siyasi ve idari konumlardaki görüşlerini beyan ederdi. Mesela büyük Hun İmparatorluğu adına Çin ile ilk barış antlaşmasını Mete Han’ın hatunu imzalamıştır.

 

Ebul Gazi Bahadır Han, Şecere-i Terakimede, Oğuz ilinde, yedi kızın uzun yıllar beylik yaptığını anlatmakta ve bu kızların isimlerini şöyle sıralamaktadır: “Boyu Uzun Burla, Barçın, Salur, Şabatı Hatun, Künin Körkli, Kerçe Buladı, Kuğatlı Hanım.”

 

Türk kadını, diğer toplumlarda olduğu gibi baskı altında tutulmuyor, aşağılanmıyordu. Kadının yüceliği Altay Dağlarının en yüksek tepesine “Kadınbaşı” ismi verilerek, sanki çağlar sonrasına bir mesaj gibidir.

 

Kırgızların Manas Destanında kadın, evin namusunun koruyucusudur. Kazaklarda kadına verilen değer şu atasözüyle ne güzel anlatılmıştır: “Birinci zenginlik sağlık, ikinci zenginlik ise kadındır.”

 

Eski Türklerde kadınların düşman eline geçmesi büyük bir utanç sayılırdı. Oğuz Kağan destanından öğrendiğimize göre ırza tecavüzün cezası ölüm veya gözlere mil çekilmesiydi.

 

Arap gezgini Ahmed bin Fadlan, Türklerin tecavüz suçlusunu bacaklarından çapraz bağlanmış iki ağaca bağladığını ve ipin kesilmesi sureti ile bacakların ayrıldığını hatıralarında belirtir.

 

Türk topluluklarında kadına böyle bir bakış açısı var iken, bugün kapısında medeniyet aradığımız batıda ve diğer toplumlarda bakın kadın ne halde idi?

 

İngiltere’de XI. yüzyıla kadar kocalar karılarını satabilirdi.

 

Hıristiyanlar ise; kadına şeytan gözüyle bakmışlardır. Yine İngiltere’de kadın “murdar” (kirli-pis)bir varlık sayıldığı için İncil’e el süremiyordu.

 

Roma hukukunda kadın, kendi malına hükmedemez, vasiyet yapamazdı. Roma hukuku kadını ergen kabul etmiyor, onu noksan akıllı sayıyordu. Roma’da dul kadının evlenmesi suç sayılıyordu.

 

Cahiliye Araplarının kız çocuklarını diri diri gömmeleri kız çocuğu sahibi olmayı onursuzluk saymaları hepimizin malumudur.

 

Sözün özü dünya ülkelerinin birçoğunda da geçmişte olduğu gibi kadın yine ikinci sınıf kategoride görülmektedir. Şiddet, taciz, tecavüz, öldürülme; aslında bu sorunlar sadece Türkiye’de mevcut olaylar olmayıp, tüm dünya ülkelerinde yaşanan gerçeklerdir.

 

 Bundan asırlar öncesinde başka toplumlarda hayret uyandıracak derecede saygı gören, devlet idaresinde sözü geçen Türk kadınının kendisine sorması gereken soru şudur:

 

Geçmişinde kadına verdiği değer ile dünyaya örnek olmuş bir toplumun, geldiğimiz noktada kadına şiddet uygulaması bize kimden miras kalmıştır? Bu mirasın özümsenip, kabulünde acaba kadının rolü nedir?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ

4+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • EYYYY TÜRK HAVA YOLLARI Ve diğer TÜRK ŞİRKETLERİ

    24 Temmuz 2017 Köşe yazıları

    “Bize ancak bizden fayda var!” Biz AVRUPALI TÜRKLER yıllarca MİLLİ Hava Yolumuz diye ELİN OĞLU’nu değil sizi tercih ettik. EL değil BİZ kazanalım ÜLKE’mize kazandıralım dedik ve TUZLU ya da PAHALI da olsa SİZLER’i tercih ettik!.. Sayemizde DÜNYA MARKASI oldunuz. Hatta dünyanın ANLI-ŞANLI futbol kulüplerine REKLAM verip sponsorluk yaptınız!.. Oysa TÜRK kulüplerine bilhassa da ANADOLU’da yaşam mücadelesi veren GARİBAN takımlara DESTEK olsanız da...
  • ESKİ DEFTERLERİ AÇINCA..

    19 Haziran 2017 Giresun, Köşe yazıları

    GGD nin Temiz Kalem operasyonunu sonuna kadar destekliyorum. Kampanya kapsamında para karşılığı haber yapma tehdidi çok düşündürücü olsa da, yıllar öncesine gideceğim ve yazdığım köşe yazısı için ne kadar bedel ödemişim anlatacağım, okuyun lütfen... Hz. Ali’ nin yaşam felsefeme ışık olan o ünlü sözü, “Haksızlığın önünde eğilmeyiniz, hakkınızla birlikte şerefinize de, onurunuzu da kaybedersiniz…” Eski defterleri açm...
  • SİLAHLARI TRUMP DİYE KOYDU

    11 Mayıs 2017 Köşe yazıları

    Bizde masaya silah konuldu mu söz biter.  Racon budur.  Trump koydu. Üstelik de en ağır silahları,  'büyük komutan' ve 'istihbarat şefi' ve 'sayın Kalın' oradayken... Öyleyse eyyy cemaati Müslimin!..  Daha ne işin var ABD de... Masayı dağıtma zamanı geldi de geçiyor. Müzakereymiş. Stratejik ortaklıkmış.  Geç bunları... Dışişleri politikalarla yürütülür. Onları da o 'monşerler' diye aşağılanan bu i...
  • DUYGUSAL BİR YAZI 

    29 Nisan 2017 Köşe yazıları

    Sevmek...! Korkmadan, aşkla, heyecanla sevebilmek...  Sevmeyi sonsuza uzatabilmek... Bir tek gün bile şüphe duymadan yaşayabilmek...  O huzuru, o sonsuz mutluluğu yürekte hissedebilmek... Ne güzel bir duygu hissederek ''seni seviyorum'' diyebilmek...  ''Seni Seviyorum'' derken kanın kaynaması, sözcüklerin tutkuyla bütünleşmesi...  "Seni Seviyorum" cümlesini ben bu güne kadar sadece onun kulağına fısıldadım, sadece o...