Giresun

HASAN CELAL GÜZEL YAZDI…

DARBE TEŞEBBÜSÜ SONRASI DOĞRULAR VE YANLIŞLAR

Hasan Celâl Güzel

(KONUK YAZAR)33023

 

15 Temmuz'dan bu yana geçen her gün, Türkiye'nin ve Türk Milleti'nin ne büyük bir felâketin eşiğinden kıl payı ile kurtulduğunu dehşet içinde idrak ediyoruz. Gözü dönmüş bir Neo-Hasan Sabbah ve Haşhaşîleri vatanımızı az kalsın iç savaşa sürükleyecekler, Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğusu'nu PKK'cı Kürtçüler ve Taşnak Ermenistanı arasında parçalayacaklar; İslâmiyet'in parlak istikbaline en az yüz yıl ambargo koyacaklardı. Ya yüz yılda bir yetiştirdiğimiz liderlerden Recep Tayyip Erdoğan'ın çoluk çocuğu ile birlikte alçakça katledilmenin eşiğinden dönme tehlikesi… Bu şen'i vaka gerçekleşseydi, şehit Menderes'in idamı ile beraber Türk tarihine en büyük kara leke olarak geçerdi.

Cenab-ı Hakk'a (c.c.) şükürler olsun ki, önce Allah'ın inayeti, daha sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın dirayeti, cesareti ve liderlik kabiliyeti; Türk Milleti'nin demokrasi şuuru, polisin kahramanca direnişi, imam ve müezzinlerin ezanları salâları, medyanın bu defa demokratik duruşu ve başta Genelkurmay Başkanı olmak üzere Türk Silâhlı Kuvvetleri'nin ekseriyetinin basireti sayesinde mutlak bir felâketten kurtulduk. Artık kimse bizi tutamaz!…

Yüksek Askerî Şûra Kararı ile cuntacılıkla suçlanan 149 general ve amiral (yaklaşık olarak mevcudun yarısı), 1099 subay ve 436 astsubayın TSK'dan ihraç edilmesi fevkalâde yerinde ve müsbettir. Bu ihraçların, 28 Şubat Dönemi'ndeki haksız ihraçlarla hiçbir ilgisi yoktur.

Daha sonra ayrıntılı şekilde ele alacağız ama darbe teşebbüsü gecesi de ilk olarak ben söylemiştim: Bu şerefsiz hainlerin elebaşları da mutlaka Genelkurmay'ın önünde sallandırılmalıdırlar.

* * *

Sevgili okuyucular, şu aralar Ankara'da devlet sıralarında ciddî bir karambol yaşanıyor ve at izi it izine karışıyor. Bereket versin Sayın Cumhurbaşkanı  ve Sayın Başbakan cesur ve basiretli idareciler… Lâkin, 2 milyondan fazla kamu görevlisinin ve binlerce yöneticinin tespiti de çok zor oluyor. Bu vatan haini tâifesi, başta TSK, polis, yargı, üniversiteler olmak üzere TRT gibi stratejik kurumları da ele geçirmiş.

Sadece örnek olarak birkaç olayı nakledeyim:

• TRT eski genel müdürü İbrahim Şahin TRT'yi paralelci yuvası hâline getirmiştir. Hâlen Samsun Valisi olan ve ne hikmetse valilikte devam eden bu kişi, STV, Samanyolu ve Cihan Haber Ajansı'ndan birçok kişiyi TRT'ye alarak örgütlemiştir. Şahin'in eşi FETÖ'cü 'ablalar' içinde önemli bir yere sahiptir. Şimdi devlette FETÖ'cü pislikler temizlenirken, TRT'deki paralelci hainler, 'paralelci' ithamıyla paralelci olmayanları tasfiye etmekle meşguller… Bu ihanet çetesinin başında bulunan ekip yöneticisi Ahmet Koyuncu, Teftiş Kurulu Başkanı Fethi Fırıncı ve Birinci Hukuk Müşaviri Veysel Gümüş'ün hazırladığı 300 kişilik liste, Memur-Sen'in ilgili sendikası kullanılarak uygulamaya konulmuştur. Paralelcileri desteklemesiyle tanınan TRT Genel Müdürü Şenol Göka da bütün bu skandala rağmen hâlen görevinin başındadır. TRT'ye son sekiz yılda büyük çoğunluğu paralelci olan 2 bine yakın kişi alınmıştır. Sevgili dostum Numan Kurtulmuş incelerse durumu görecektir.

• Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın 'gerçek imparatoru' ve FETÖ'cü cuntacıların hâmisi Müsteşar Yardımcısı Ali Şahin'in ekibinden Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Abdullah Kocapınar ve Telif Hakları Genel Müdürü Ali Atlıhan paralelci oldukları için açığa alındılar. Hakkında çok sayıda yolsuzluk ve usulsüzlük söylentileri olan Ali Şahin ise Bakanlık'daki kayıtsız şartsız egemenliğini devam ettiriyor. Ali Şahin, tepedeki destekçileri (?) sayesinde daha önce Kültür Müsteşarı Prof. Ahmet Haluk Dursun'u etkisiz hâle getirmiş; daha sonra sevgili kardeşim eski bakan Yalçın Topçu'nun icraatını engellemişti. Şimdi de yeni bakan Prof. Nabi Avcı için aynı kumpasları kuruyor.

• Giresun Üniversitesi'ne rektör atanacağı sırada değerli dostum Sayın Nurettin Canikli o zaman çok çalışkan ve tesirli bir AK Parti Grup Başkan Vekili idi. Bana gelerek, 'Ağabey Prof. Aygün Attar'ı tanırmışsın. Çok vatansever ve çalışkanmış; ikna et de Giresun Üniversitesi'ne rektör yapalım' dedi. Ben de, 'Aygün Attar 1991'de Rus tanklarının üstüne çıkan bir mücahidedir ve merhum Ebulfez Elçibey'in de bana emanetidir, elbette ikna ederim' dedim. Bu arada FETÖ liderinin önde gelen yöneticilerinden Polis Akademili Halil İbrahim Bahar Giresun'a rektör vekili olarak atandı. Şimdiki rektör Prof. Cevdet Coşkun da bu FETÖ'cülerin desteği ile son rektör seçimlerinde Aygün Attar'ın üçte biri kadar oy almasına rağmen, daha sonra Aygün Hoca ile arası bozulan Sayın Canikli'nin de ağırlığını koymasıyla yeni rektör seçildi. Rektör Cevdet Coşkun'un 17-25 Aralık Darbe girişimlerinden sonra Zaman ve Bugün Gazeteleri ile Cihan Haber Ajansı'na verdiği demeçler elimizdedir. Yeni Akit Yazarı rahmetli Hasan Karakaya, 'Fethullahçı İhanet Çetesi' başlığındaki yazısıyla durumu anlatmış ve Ankara temsilcimiz Serdar Arseven de bu konuda yazılar yayınlamıştı.

Şimdi sıkı durunuz, bu FETÖ'cü rektör hiç sıkılmadan Prof. Dr. Aygün Attar'ı YÖK'e şikâyet ediyor ve açığa alıyor. Ebulfez Elçibey'in mezarında kemikleri sızlıyor.

• Gazi Üniversitesi'nde de FETÖ'cü rektör alındı ama yerine adamları getirildi. İyi mi?!…

Değerli idarecilerimiz çok dikkat edelim ve sakın aslanları kedilere boğdurmayalım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir