logo

reklam

AİLE ALBÜMÜ…

Aile albümlerine genelde çok sık alıp baktığımız olmaz. Ama biliriz ki yangından ilk kurtarmamız gerekenlerin başında gelir. Evimizin bir kenarında dursalar bile yeri bellidir. Genelde aile toplantılarında ya da dost ortamlarında ortaya çıkar ve bir ailemizin olmasının mutluluğunu yaşarız. Unuttuğumuz dostlarımız gelir aklımıza.

Yaşıyorlarsa aramak hatırlarını sormaktan seslerini duymaktan büyük keyif alırız. İlk fırsatta çocukluğumuzun geçtiği mekanlara gitme kararı alırız kendi çocuklarımızla.

 

Bir yüzleşmedir albümler.

 Sorgulamaktır hayatın gerçeklerini. Yaşanan hayatların özetidir.

Elbette bir de mekanlar gelir aklımıza… İlk gittiğimiz tiyatro, öğrencilikte gidilen kahveler, köpek öldüren şarabımızı yudumladığımız sahildeki ağaç altı bakar bize fotoğraflardan.

 

Tuhaf bir duygudur albümlere bakmak. En çok insana yakışır anılarına sahip çıkmak. Her zaman konakladığı deltanın kurumuş olduğunu anlayan bir kuşun yaşadığı yaşamsal panik duygusunun bir benzeridir insanın kendine ait mekanların yok oluşu.

İlkokulda öğrendiğimiz bir şarkı vardır. Orda bir köy var uzakta. O köy bizim köyümüzdür. Gitmesek de kalmasak ta o köy bizim köyümüzdür.

 

Belki hayatınızda Sulukuleye hiç gitmemiş olabilirsiniz. Ama bilirsiniz bir şekilde oranın ruhunu. Seyrettiğiniz bir filmden bilirsiniz. Sokaklarda kendince eğlenen renkli insanlar topluluğunu. En azından bir kez görmek istersiniz romanların dünyasını.

Beğenmeyebilirsiniz. Size göre değildir. Bir daha gitmezsiniz. Ama yerine yapılan siteyi hiç merak etmezsiniz. Orada öncelikle duyguların yıkıldığını hissedersiniz çok uzaklardan bile.

Ya da Emek sinemasına belki son 10 senedir gitmemişsinizdir. Ya da hiç gitmemişsinizdir. Ama bir fırsat bulursanız en azından sinemayı görmek istersiniz. Kız kulesinin yalnızlığın da simgesi olması romantik değimliydi birçoğumuz için. Restoran olması duygularınızla oynamadı mı?

Tarlabaşı’nın kendine özgü durumunu eleştirenler ne kadar yaşamışlardır Tarlabaşı’nın bir sokağında? Kentin kendisinin yarattığı bu koku ve renkler, neden bazılarında yok etme duygusu yaratıyor. Yardım edip Tarlabaşı’nın insanlarını kurtarmak yerine neden başka insanlara hizmet etmek isteği uyandırıyor birilerinde.

Şehrin aynalarına bakmak neden ürkütüyor insanları?

Özene bezene yaratılan Cezayir sokağı (bir ara daha ilgi çeksin diye adını Fransız koydular kente Fransız kalanlar ama tutmadı) neden ruhunu satmış biri gibi duruyor şehrin göbeğinde.

Peki ya Haydarpaşa’ya ne demeli?

Pis değil, sarhoş değil, ahlaksız değil. İçinde ucubeler de yaşamıyor. Herkes seviyor. Herkesi seviyor. Kimseyi rahatsız etmiyor. Çalışıyor çabalıyor. İşini görevini fazlasıyla yerine getiriyor. Herkes gidebiliyor. Herkese kucak açıyor. Asıl nedeni hepimizin olması için fazlamı alımlı yoksa?

 

Yapılar, Kentler insana benzer. Her yaşının ayrı bir güzelliği vardır.

Yüzümüzde oluşan çizgilerimiz yaşanmışlarımızdır. Yaşadıklarımızı inkar etmek kendimizi inkar etmektir.

Bir insanın görüntüsünü, karakterini, kokusunu sevmezsen o insanı sevmezsin zaten. Olan ilişki olsa olsa zorunlu bir ilişki olur ve asla aranızda bir aşk olmaz. Ya da sevdiğiniz bir insanın tüm özelliklerini yok ederseniz çıkan sonuçtan mutlu olamazsınız. Sevgiliniz değildir artık ortaya çıkan. Sizin yarattığınız bir karaktersizliktir ne yazık ki.

 

Albümdeki anneannemin ya da dedemin resimlerine kimse müdahale etmesin. Onlar benim ailem. Sevgi ile kalın…

 

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ

3+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • GİRESUN’A KİMLER İHANET EDİYOR?!

    05 Aralık 2017 Giresun, Köşe yazıları

    “Giresun’un tam ortasında yükselen ucube binanın yapımına kim ya da kimler izin verdiyse Giresun’a ihanet etmişlerdir.”  “Yüksek binalar gelişmişliğin değil bencilliğin ve gericiliğin sembolüdür”  Tevfik KARA MAYIS 2017’de memlekete gittiğimde bir de Giresunspor’un bir maçını izleyeyim dedim ve stadyuma girdim. Basın tribününde yerimi aldım. Aldım almasına da karşımda kibrit kutusu gibi yükselen  u...
  • RIZA OLAYI…

    19 Kasım 2017 Köşe yazıları

    Aralarında organize kirli ilişkiler olduğu yönünde ciddi iddialar olan bu kişileri 'ucu nereye giderse gitsin' eğer biz yargılasaydık, muteber kişi kabul edip aklamasaydık her şey farklı olurdu... Örneğin ABD'nin bu kişiler üzerinden elde ettiği istihbari bilgileri tehdite dönüştürmesine, ülkemize dönük emperyalist projelerini uygulatmak için uyguladığı baskılara ve onursuzlaştırmaya boyun eğmezdik.  Koskoca Türkiye Cumhuriyeti, köklü bir dışiş...
  • SUÇSUZLUK VE CEZASI

    14 Ekim 2017 Köşe yazıları

    İçeriğine girmeyeceğim. Özeti şu… Nurettin Canikli’nin Fetullah Gülen’e ABD’de oturum izini alması için açılan davanın duruşmasında bir gurup milletvekili ile birlikte kefil olması, FETÖ’den aranan bir şahısa ait AKP il binasına 15 Temmuz sonrası Canikli’nin ve Cumhurbaşkanının pankartının asılmasına ilişkin yaptığım iki haber nedeniyle hakkımda açılan dava sonuçlandı.   Herkes yapmıştı, ulusal, yerel medya... Ama dava bana açıldı.  ...
  • SAHİLE GEL SAHİLE!..

    09 Ekim 2017 Köşe yazıları

    “Bizi yok edecekler şunlardır: İlkesiz siyaset; vicdanı sollayan eğlence; çalışmadan zenginlik; bilgili ama karaktersiz insanlar; ahlâktan yoksun bir iş dünyası; insan sevgisini alt plana itmiş bilim; özveriden yoksun bir din anlayışı” (Mahatma Gandhi) ÖNCELİKLE  merhum Hasan Ali Tütüncü’nün vefatıyla boşan AK Parti Giresun İl Başkanlığına seçilen Av. Aytekin Şenlikoğlu’nu tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyorum. Ancak ş&oum...