ABD/İSRAİL/İRAN SAVAŞINA FARKLI BİR BAKIŞ

HomeUfuk Kekül'ün Köşe YazılarıAnasayfa

ABD/İSRAİL/İRAN SAVAŞINA FARKLI BİR BAKIŞ

“Tüfek icat olunca mertlik bozuldu”… Doğru!..Çünkü tüfekten önce insanların birbirlerine karşı üstünlük kurmak için verdikleri mücadele yüzyüze idi

GİRESUN BELEDİYESİ MUHTARLAR MECLİSİ TOPLANDI
Giresun’da Nazım Hikmet için anma gecesi düzenlendi
Cebeci, Tirebolu-Doğankent-Torul Yolu’ndaki kazalardan Bakanlığı sorumlu tuttu

“Tüfek icat olunca mertlik bozuldu”…

Doğru!..Çünkü tüfekten önce insanların birbirlerine karşı üstünlük kurmak için verdikleri mücadele yüzyüze idi eşitlik vardı ve belirleyici olan ise; fiziksel güç, akıl, cesaretti. Bunlara taktik, planlama ve strateji de eklenebilir.

Ok, mızrak, kesici, delici diğer öldürücü aletlerden sonra tüfek icat olunca  ‘düşmanı’ uzaktan vurmak mümkün hale geldi. Artık işe mekanik düzenekli teknoloji ürünleri karışmıştı, tüfek vardı ve bu aleti kullanan kişinin mert olmasına gerek yoktu. İyi nişan alıp hedefe tetik düşürmek yeterliydi.

Tüfekle başlayan hedefi, gez, göz, arpacık hizasına getirerek uzaktan uzağa ‘öldürmeye’ dayalı savaş teknolojileri gelişti, diğer yivli, tetikli, namlulu, patlayıcıların birbirlerine sentezlendi. İcatlar çoğaldı. Top, mitralyöz, makinalı tüfek, bomba, dinamit ve Atom bombası derken mertlik hepten bitti.

Emperyalizmin Ortadoğu’daki enerji, doğal kaynaklara çökmesi,  bunun için de haritaların yeniden belirlenmesi gerekiyordu. Bu coğrafyada ABD’nin kendine bağlı yönetimlerin oluşturulması şarttı. İran güya potansiyel tehlike idi. Nükler teknoloji üretiyordu. Bunu diyenler de çok masumduya!…

Bunun için düğmeye basıldı. sonuç malum:Batıyoruz. Onların savaşı başta ekonomi olmak üzere sonuçları çok ağır olan küresel bir savaşa dönüştü.

Bu tahlilleri uluslararası ilişkilercilere bırakalım ve alanımıza dönelim.

Tüfek tamam da, peki yapay zeka sistemleri, algoritmalar geliştikçe mertlik ve daha neler bozuldu?

Yüzyılımızdaki savaşlar artık karada, denizde, havada cepheler kurarak tanklarla, toplarla, füzelerle, uçaklarla insan aklının komutasında yapılmıyor. Yeni bir savaş biçimi var artık. Akıl makinaya terkedildi, veri merkezleri, algoritmaların kullanıldığı cephelerden savaşlar yönetiliyor.

ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşta bunu en üst boyutuyla  görüyoruz. Savaşın ilk günü Trump’ın  başında şapkayla oturduğu algoritmik bir merkezdi. Sonrası malum, hep birlikte savaşın dijitalleşme sürecini gördük.

Uydudan alınan görüntüler, ses dinlemeleri, insansız hava araçlarından gelen veriler, iletişim sinyalleri ve istihbarat kayıtları algoritmalar tarafından analiz edilerek hedefler belirleniyor. Daha başlangıçta İran’ın Cumhurbaşkanı Hamaney ve yönetimi, daha sonra da komuta kademesinin bulunduğu yerler bu yöntemle vuruldu.

Bu savaşta yapay zekâ yalnızca saldırı da değil, savunma sistemlerinde de kullanılıyor. Yazılımlar radarlardan gelen verilerle İHA, SİHA’ların, füze ve roketlerin fırlatıldığı andan başlayarak yörüngesini, düşeceği yeri hesaplayabiliyor. Yanılma olunca veya savunma kalkanları devreye girmeyince, ki İsrail dün gece bunu yaşadı ve en stratejik hedeflerde ağır zayiatlar verdi. O meşhur kalkan bir kere daha çöktü.

Dolayısıyla yeni savaşın yeni hedefleri arasında veri merkezleri, iletişim altyapıları ve dijital ağlar da yer alıyor. Siber saldırılar aracılığıyla enerji sistemleri sabote edilebiliyor, askeri iletişim ağları devre dışı bırakılabiliyor, medyanın iletişim kanallarına croker saldırıları yapılıyor veya kritik veri altyapıları hedef alınabiliyor.

Bu algoritmik savaşta; analiz edilmiş verilerin öğretildiği makinalar ve yapay zeka son karar verici oluyor. Bu yeni model savaşın temel unsurları ve belirleyicileri artık yalnızca komutanlar, silahlar değil; aynı zamanda veri, yazılım ve algoritmalardır.

Elbette bu gelişmeler beraberinde ciddi etik ve hukuki tartışmaları da beraberinde getiriyor. Algoritmaların hedef belirleme süreçlerinde son karar verici olarak kullanılması, sivil kayıpların artabileceği yönünde endişeler doğuruyor. Nitekim İran’da ABD füzeleriyle 160 çocuğun katledilmesinin yapay zeka hatası sonucunda olduğu belirtilerek, insani sorumluluk ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Pentagon kendini böyle aklıyor:  Ben yapmadım yapay zeka yaptı…

Determenistlerin teknoloji; kültürleri, siyasal sistemleri, ekonomik yapıları, anlayışları değiştiriyor, yeni bir toplumsal düzen kuruyor tezine, ‘teknoloji öldürüyor’ da eklendi.

Teknolojik iyimserlik taşıyanlar da ‘eğer yapay zeka olmasaydı, nokta atışlar olmayacak, hedefler daha genelleşecek ve sivil kayıplar daha da artacaktı’ diye buna karşı çıkıyorlar.

Ben ise hala ortada, eleştirel taraftayım. Teknoloji neler yaptığının önemi kadar, kimin kontrolünde olduğu ile de ilgileniyorum. Algoritmalar, yapay zeka sistemleri savaşın hizmetine, siyasal iktidarların emrine ve kanlı emellerine  sunulmamalı. Openal ve diğer şirketlerin bu savaşa katkısı bir insanlık suçu olarak yargılanacaktır. Savaş hukukuna sadece aktörlerin değil, bu tür şirketlerin de suçlanmasını sağlayacak hükümler eklenmeli.
Bu ayrı bir konu. Savaşta etiklik ne kadar olur diye ileride tartışırız.

Bu aşamada en doğru soru ise “En güçlü ordu kim de?” değil, “En güçlü algoritma kim de?”dir.  Çünkü en güçlü, yanılmasız yapay zekayı dijital teknolojilere entegre edip savaş yönetiminin paydaşı haline hangi ülke getiriyorsa, diğer ülkenin allgoritmalarını altedip askeri, stratejik hedefleri bu yöntemle vuruyor ve o kazanıyor.
Bu açıdan bakıldığında bence İran herkesi yanılttı. Meğer 47 yıldır süren ambargoya rağmen, mollalar teknolojiyi, bilimi, aklı ret etmemiş tersine teknolojileriyle çok güçlü savunma ve saldırı sistemleri kurmuş.  Üst düzey komutanlarının tamamının birkaç kez öldürülmesine rağme ABD ve İsrail’i alt etmeyi biliyor.

Savaşın birinci ayına giriyoruz, 22 gün oldu. Kimse kısa dönemde biteceğini beklemesin. Çünkü henüz böyle bir algoritma oluşmadı, savaşı bitirmeye kararlı bir yapay zeka geliştirilmedi. Makinalara savaş öğretildi, onlar da görevini yapıyorlar.

Biri ötekini yenene kadar bekleyecek miyiz? İnsani müdahale şart…Hala insan ve insanlığın istediğinin olabilme olasılığı var.

 

COMMENTS

WORDPRESS: 0
DISQUS: