logo

reklam

“ ”

 

Gerçekler yalancıdır sakın inanma!

 

Gerçekleri sevmem! Bunca kalabalığı birbirine bağlayan “tek” olma duygusunu ve birbirimizde “yok” olma ihtimalini severim!! “Hiç” in noksanlık maskesine saklanmayı sevmem, “ben” i saran zamanı sevmem, secde etmem “hiç” bir şeye, “her” şeye boyun eğmem!!! Gezgin ruhları, yolunu kaybetmiş zihinleri ve kahramansız hikayeleri severim.  Suyun içinde uyuyan suyu, “bir” başka bahardan gelen sevgiyi, suya hasret kelebeği sevmem! Kim selam verirse suyun kenarından onu severim birde kanatsız havalanan kalpleri.

 

En sevdiğim şarkıda olsa “hayat” unuturum! Şiirde olsa gözlerin silerim aklımdan. Çünkü sevemedim rüyalarımdan çalınan geçmişimi. Çünkü silemedim gizlice ağlayan gözlerimi, bilemedim gerçeklerin yalancı takvimini. İşte bu yüzdendir elimde haritalarla kaybolmuşluğum. Bu yüzdendir “mutlak” olanda yok olmuşluğum…

 

Kesinliği de sevmem, şartlanmışlığı, vazgeçilmezliği. Kırıntılarla yaşayanları severim, özlemeden dönenleri, net olmayan fikirleri, bana ne deyip çekip gidenleri severim ve iplerinden taşan hayalleri. Kadınlığın, erkekliğin hatta “bin” cümle alemin ardında kalanı severim.

 

Gerçek diyerek dayatılanları sevmedim, sevemem, sende sevme kadim dost! Gerçeğin gerçek olmayışı kadar yalandı bu masal, her yazıda seninle kurduğum bağ kadar sahteydi bu “düş” hadi kadim dost hadi! “Ol” de ve olsun yeniden!

 

Gerçek dediğimiz; hazin sona doğru göç eden yaslı bir güvercindir. Hücresinde tekrarlanan bir imge; her tekrarda azalan bir hazinedir. Gözümü açtığımızda kapanan başka “bir” gözdür gerçek.

 

Aklının uydurduğu gerçeklerden kaç!

 

 

“Akıl nasılda delirtti kendini, akıl nasılda belirtti, nasılda doğurdu kendinde gerçeği (evreni). Olmaz deme olmaz sonra, durmaz deme durmaz sonra, kırk kez söyledin kırk kez de dinlemelisin. Gerçek ebediyette bir “an” elbet, yalnızlık tende kıyamet, bir parçaysam senden, bir parçanda benden, yok et beni kendinden, nemi kalpten, geceyi demden sök. Herkeste ki bedende, hiç kimseye benzemeyen ben, dolaşabiliyormuşum meğer ten ten. Her an yürümekteymiş yol, uzayıp gidebiliyormuşum meğer. Edindiğim “yok” la; yoğrulduğum sona varabiliyormuşum meğer.

Mutlak gerçek (sonsuz mutluluk) için herkes “O”nu bulmalıdır… Dönmeden duran bir evrende hiç durmadan dönen bir dünya içinde; aynı anda hem durup hem dönerken, olmayan biri gibi olmayan bir yerden, beklediğim her şey ile çıkageldi “O”. Düştükçe yeniden doğan bir uçurumdur onun gözü, baktıkça süzülen ışıktır, narı ateşine, karıncayı bakışına kavuşturan kör bir kalemdir zihni. İhtişamın kitabına kadar akan bir deryadır. İşte biz orada piramit içinde inşa edildik. Ondan gelen her şey “yok” un içinde ve bağlıyız her şeyle nesilden nesile birbirimize. Ancak dalların dili ile erişebilir, nefesi terk ederek inebiliriz gerçeklere (derinlere)…”

 

geriye

iz bırakmak kalıyor

bir güzel hikaye

Share
#

SENDE YORUM YAZ

9+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • GİRESUN’A KİMLER İHANET EDİYOR?!

    05 Aralık 2017 Giresun, Köşe yazıları

    “Giresun’un tam ortasında yükselen ucube binanın yapımına kim ya da kimler izin verdiyse Giresun’a ihanet etmişlerdir.”  “Yüksek binalar gelişmişliğin değil bencilliğin ve gericiliğin sembolüdür”  Tevfik KARA MAYIS 2017’de memlekete gittiğimde bir de Giresunspor’un bir maçını izleyeyim dedim ve stadyuma girdim. Basın tribününde yerimi aldım. Aldım almasına da karşımda kibrit kutusu gibi yükselen  u...
  • RIZA OLAYI…

    19 Kasım 2017 Köşe yazıları

    Aralarında organize kirli ilişkiler olduğu yönünde ciddi iddialar olan bu kişileri 'ucu nereye giderse gitsin' eğer biz yargılasaydık, muteber kişi kabul edip aklamasaydık her şey farklı olurdu... Örneğin ABD'nin bu kişiler üzerinden elde ettiği istihbari bilgileri tehdite dönüştürmesine, ülkemize dönük emperyalist projelerini uygulatmak için uyguladığı baskılara ve onursuzlaştırmaya boyun eğmezdik.  Koskoca Türkiye Cumhuriyeti, köklü bir dışiş...
  • SUÇSUZLUK VE CEZASI

    14 Ekim 2017 Köşe yazıları

    İçeriğine girmeyeceğim. Özeti şu… Nurettin Canikli’nin Fetullah Gülen’e ABD’de oturum izini alması için açılan davanın duruşmasında bir gurup milletvekili ile birlikte kefil olması, FETÖ’den aranan bir şahısa ait AKP il binasına 15 Temmuz sonrası Canikli’nin ve Cumhurbaşkanının pankartının asılmasına ilişkin yaptığım iki haber nedeniyle hakkımda açılan dava sonuçlandı.   Herkes yapmıştı, ulusal, yerel medya... Ama dava bana açıldı.  ...
  • SAHİLE GEL SAHİLE!..

    09 Ekim 2017 Köşe yazıları

    “Bizi yok edecekler şunlardır: İlkesiz siyaset; vicdanı sollayan eğlence; çalışmadan zenginlik; bilgili ama karaktersiz insanlar; ahlâktan yoksun bir iş dünyası; insan sevgisini alt plana itmiş bilim; özveriden yoksun bir din anlayışı” (Mahatma Gandhi) ÖNCELİKLE  merhum Hasan Ali Tütüncü’nün vefatıyla boşan AK Parti Giresun İl Başkanlığına seçilen Av. Aytekin Şenlikoğlu’nu tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyorum. Ancak ş&oum...